Yeni Yayınlanan Özelgeler 2024/1

Numara : 1
Tarih : 6.02.2024
Ara:      Temizle

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU

Tarih
Açıklama
Yayın Dönemi
PDF

Kaynak: GİB

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı : E-62030549-120-….

19.12.2025

Konu : Kısmı bölünme suretiyle yeni kurulan şirketin vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi uygulamasından yararlanıp yararlanamayacağı

İlgi : ….

İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden, Şirketinizin … tarihi itibarıyla …. bünyesinden kısmi bölünme yoluyla kurulduğu belirterek, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121 inci maddesinde yer alan vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi uygulamasından yararlanılıp yararlanılamayacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Devir, bölünme ve hisse değişimi" başlıklı 19 uncu maddesinde;

''(3) Aşağıdaki işlemler bölünme veya hisse değişimi hükmündedir:

"...

b) Kısmî bölünme: Tam mükellef bir sermaye şirketinin veya sermaye şirketi niteliğindeki bir yabancı kurumun Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilcisinin bilânçosunda yer alan ve en az iki tam yıl süreyle elde tutulan iştirak hisseleri ya da sahip oldukları üretim veya hizmet işletmelerinin bir veya birkaçını kayıtlı değerleri üzerinden aynî sermaye olarak mevcut veya yeni kurulacak tam mükellef bir sermaye şirketine devretmesi, bu Kanunun uygulanmasında kısmî bölünme hükmündedir. Ancak, üretim veya hizmet işletmelerinin devrinde, işletme bütünlüğü korunacak şekilde faaliyetin devamı için gerekli aktif ve pasif kalemlerin tümünün devredilmesi zorunludur. Kısmî bölünmede devredilen varlıklara karşılık edinilen devralan şirket hisseleri, devreden şirkette kalabileceği gibi doğrudan bu şirketin ortaklarına da verilebilir. İştirak hisselerinin bu bent kapsamında devrinde, devralan şirketin hisselerinin devreden şirketin ortaklarına verilmesi halinde, devredilen iştirak hisselerine ilişkin borçların da devri zorunludur.

..."

hükmü yer almaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ''Vergiye Uyumlu Mükelleflere Vergi İndirimi'' başlıklı mükerrer 121 inci maddesinde;

"Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile kurumlar vergisi mükelleflerinden (finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere), bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartları taşıyanların yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5'i, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilir. Şu kadar ki hesaplanan indirim tutarı, her hâl ve takdirde 1 milyon (324 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 1/1/2024 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere 6.900.000 TL)Türk lirasından fazla olamaz. İndirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutar, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebilir. Bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarlar red ve iade edilmez. Gelir vergisi mükelleflerinin yararlanacağı indirim tutarı, ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle beyan edilen kazançların toplam gelir vergisi matrahı içerisindeki oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanan gelir vergisi esas alınarak tespit edilir.

Söz konusu indirimden faydalanabilmek için;

1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.) olması,

2. (1) numaralı bentte belirtilen süre içerisinde kesinleşmiş olması koşuluyla vergi beyannamelerindeki vergi türleri itibarıyla ikmalen, re'sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması (Kesinleşen tarhiyatların, indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl için geçerli olan, birinci fıkradaki indirim tutar sınırının %1'ini aşmaması durumunda bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.),

3. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla, (1) numaralı bent kapsamındaki vergi beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergilerin ödenmiş olması (Ödemenin, ilgili mevzuatı gereği istenilen bilgi ve belgelerin tam ve eksiksiz olarak ibraz edilmiş olması koşuluyla, vergi kanunları gereği doğan iade alacaklarından mahsuben yapılmış olması ve indirimden yararlanıldıktan sonra söz konusu iade alacağı tutarının mahsuben ödemesi talep edilen vergi borcu tutarının altına düşmesi hâlinde, eksik ödenmiş duruma gelen vergilerin mahsuben ödenmek istenilen tutarın %10'unu aşmaması kaydıyla, eksik ödenmiş vergiler dolayısıyla veya vergi kanunları gereğince, tecil edilerek belirlenen şartların gerçekleşmesine bağlı olarak terkin edilecek vergilerin, şartların sağlanamaması hâlinde kanunlarında belirlenen tecil süresinin sonunu takip eden onbeşinci günün bitimine kadar ödenmesi şartıyla, bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.), ayrıca, vergi aslı (vergi cezaları ile fer'i alacaklar dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması,

şarttır.

..."

hükmü yer almaktadır.

Ayrıca, vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi uygulamasına ilişkin usul ve esaslar 301 ve 312 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğleri ile belirlenmiştir.

Dolayısıyla, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121 inci maddesinde yer alan indirim hükmünden faydalanılabilmesi için kısmi bölünme yoluyla kurulan kurumun en az 3 yıldır (beyannamenin ait olduğu yıl ve önceki iki yıl) faaliyette bulunuyor olması ve indirim hakkı için diğer tüm şartları da sağlamaları gerekmektedir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, …. tarafından gerçekleştirilen kısmi bölünme neticesinde, Şirketinizin …/…/2023 tarihinde kurulduğu ve henüz 3 yıl faaliyette bulunmadığı hususu dikkate alındığında, "indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş olması" şartını sağlamaması nedeniyle, 2023 ve 2024 hesap dönemlerine ilişkin olarak Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121 inci maddesinde yer alan vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi uygulamasından yararlanması mümkün bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, Şirketinizin en az 3 yıldır faaliyette bulunuyor olması ve Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121 inci maddesinde yer alan vergiye uyumlu mükelleflere uygulanan vergi indirimine ilişkin diğer tüm şartları da sağlaması halinde, söz konusu vergi indirimi uygulamasından yararlanabileceği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim

PDF
PDF

Kaynak: GİB

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Bursa Defterdarlığı

Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü

Sayı: E-17192610-125[KV-24-25]-

18.12.2025

Konu: İngiltere'de bulunan firmaya pazar ve müşteri araştırması ile ilgili yapılan ödemelerin vergilendirilmesi

İlgi:

a)

b)

İlgili kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, İngiltere mukimi …Ltd. firması ile pazar araştırması, danışmanlık hizmetleri ve bunlarla sınırlı olmak kaydıyla pazar analizi, rekabet analizi ve tekstil endüstrisindeki Şirketinizin işine yönelik stratejik önerileri kapsayan danışmanlık ve pazar araştırması anlaşması imzaladığınız, 2023 yılı Temmuz ayı içerisinde müşteri pazar araştırması danışmanlık ücreti bedeli olarak … GBP ödediğiniz, ödenen paranın tamamen pazar ve müşteri araştırması ile ilgili olduğu belirtilerek, pazar ve müşteri araştırması için ödediğiniz tutardan stopaj yapmanız gerekip gerekmediği, yapılacaksa nasıl ve hangi oranda yapılması gerektiği hususunda görüş talep edildiği anlaşılmıştır.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanların sadece Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirileceği hükme bağlanmış ve üçüncü fıkrasında da dar mükellefiyette kurum kazancını oluşturan kazanç ve iratlar bentler halinde sayılmıştır.

Anılan Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında, dar mükellefiyete tabi kurumların maddede bentler halinde sayılan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı, aynı fıkranın (b) bendinde serbest meslek kazançlarından, maddenin ikinci fıkrasında ise ticari veya zirai kazanca dahil olup olmadığına bakılmaksızın telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayrimaddi hakların satışı, devir ve temliki karşılığında nakden veya hesaben ödenen veya tahakkuk ettirilen bedeller üzerinden vergi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmıştır. Vergi kesintisi oranları 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 3/2/2009 tarihinden itibaren, petrol arama faaliyetleri dolayısıyla sağlanacak kazançlarda %5, diğer serbest meslek kazançları ve gayrimaddî hak bedeli ödemelerinde ise %20 olarak belirlenmiştir.

Mezkur Kanunun 31 inci maddesinde ise Kanunun 30 uncu maddesi gereğince vergi kesintisi yapmak zorunda olanların, bu vergileri ödeme veya tahakkukun yapıldığı yer itibarıyla bağlı oldukları vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, İngiltere mukimi firmadan alınan pazar araştırması ve danışmanlık hizmeti karşılığında yapılan serbest meslek kazancı niteliğindeki ödemelerden, Kurumlar Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesinde %20 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılması ve muhtasar beyannameyle beyan edilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşik Krallık arasında yürürlükte olan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması bulunduğundan öncelikle söz konusu anlaşma hükümlerinin dikkate alınması gerektiği tabiidir.

ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMASI YÖNÜNDEN:

1 Ocak 1989 tarihinden itibaren uygulanmakta olan "Türkiye Cumhuriyeti ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Arasında Gelir ve Sermaye Değer Artış Kazançları Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması"nın (ÇVÖA) 14 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında;

"2. Bir Akit Devlet teşebbüsünün serbest meslek faaliyetleri veya benzer nitelikteki diğer faaliyetler dolayısıyla elde ettiği gelir, yalnız ilk bahsedilen Devlette vergilendirilebilecektir. Bununla beraber, eğer bu faaliyetler diğer Devlette icra edilirse ve eğer:

(a) Teşebbüs, bu faaliyetleri icra etmek üzere bu diğer Devlette bir iş yerine sahip olursa veya

(b) Faaliyetlerin icra edildiği süre veya süreler, herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günü aşarsa,

söz konusu gelir, aynı zamanda bu diğer Akit Devlette de vergilendirilebilir.

Böyle bir durumda olayına göre, ya yalnızca söz konusu iş yerine atfedilebilen gelir, ya da yalnızca bu diğer Devlette icra edilen faaliyetlere atfedilebilen gelir, bu diğer Devlette vergilendirilebilir. Her iki durumda da bu teşebbüs, söz konusu gelir dolayısıyla bu diğer Akit Devlette bu Anlaşmanın 7 nci maddesi hükümlerine göre vergilendirilmeyi, yani söz konusu gelir bu diğer Devlette bulunan işyerine atfedilebilirmiş gibi vergilendirilmeyi tercih edebilir. Bu tercih bu diğer Devletin söz konusu gelir üzerinden tevkifat suretiyle vergi alma hakkını etkilemeyecektir."

hükmü yer almaktadır.

"İşyeri" tanımı ise, madde metnine ekte yer verilen Anlaşmanın "İşyeri" başlıklı 5 inci maddesinde yapılmış olup, hangi hallerde diğer devlette bir işyeri oluşacağı ve oluşmayacağı açıkça belirtilmiştir.

İngiltere mukimi firmadan alınan müşteri pazar araştırması ve danışmanlık hizmetleri serbest meslek kazancı niteliğinde olduğundan, alınan hizmetlerin Anlaşmanın 14 üncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Buna göre, İngiltere mukimi firmanın söz konusu hizmetleri Türkiye'de bir işyerine sahip olmadan icra etmesi ve bu hizmetin Türkiye'de icra edildiği sürelerin herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günü aşmadığı durumlarda, İngiltere'de mukim firmanın elde ettiği geliri Türkiye'nin vergileme hakkı bulunmamaktadır. Söz konusu hizmetin yukarıda yer alan şartlardan birini sağlayacak şekilde Türkiye'de icra edilmesi durumunda ise Türkiye'de bulunan işyerine atfedilebilen gelir ya da Türkiye'de bulunulan sürede icra edilen faaliyetlere atfedilebilen gelir ile sınırlı olmak kaydıyla Türkiye'nin de bu gelirleri iç mevzuat hükümlerine göre vergilendirme hakkı bulunmaktadır.

Öte yandan, ülkemizin akdetmiş olduğu ÇVÖA'lar kapsamında, anlaşmaya taraf diğer ülkenin mukimi gerçek veya tüzel kişilerin icra ettikleri serbest meslek faaliyetleri nedeniyle elde ettikleri gelirlerin vergilendirilmesine ilişkin ayrıntılı açıklamalara 26 Eylül 2017 tarihli ve 30192 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 Seri No'lu Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları Genel Tebliği'nde yer verilmiştir.

Anlaşmanın her iki devlete vergilendirme hakkı verdiği durumda ortaya çıkabilecek çifte vergilendirme, Anlaşmanın ''Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi'' başlıklı 23 üncü maddesi çerçevesinde önlenecektir.

Anlaşma hükümlerinin iç mevzuata göre değişiklik getirdiği durumlarda, anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek için söz konusu İngiltere firmasının İngiltere'de tam mükellef olduğunun ve tüm dünya kazançları üzerinden bu ülkede vergilendirildiğinin İngiliz yetkili makamlarından alınacak bir belge ile kanıtlanması ve bu belgenin aslı ile birlikte Türkçe tercümesinin Noterce veya İngiltere'deki Türk Konsolosluklarınca tasdik edilen birer örneğinin vergi sorumlularına veya ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

PDF
PDF

Kaynak: GİB

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-62030549-120[40-2024]-

18.12.2025

Konu: Vakfa Bağlı İktisadi İşletme Adına Tescil Edilemeyen Taşıt Giderlerinin Kurum Kazancının Tespitinde İndirim Konusu Yapılıp Yapılamayacağı

İlgi:

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Vakfına bağlı iktisadi işletmenizin, özel okul statüsünde ilk ve ortaöğretim alanlarında eğitim öğretim faaliyetinde bulunduğu, faaliyetinde kullanmak üzere faturası işletme adına kesilen binek otomobil ve diğer taşıtlardan satın alındığı, bu araçlara ait gider ve amortismanların da yine iktisadi işletme kayıtlarında izlendiği, ancak Türkiye Noterler Birliğinin tüzel kişiliği haiz olmayanlar adına araç tescilinin yapılmaması yönünde kararı olması sebebiyle araçların tescilinin iktisadi işletmeniz adına yapılamayıp vakıf adına yapıldığı ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunmayan iktisadi işletmenizin yerine getirmesi gereken yükümlülüklerin de vakıf tarafından yerine getirildiği belirtilerek,

- İktisadi işletmenizin faaliyetlerinde kullanmak üzere satın alınan araçların işletme aktifine kayıt edilip edilemeyeceği ve bu araçlar üzerinden iktisadi işletmeniz tarafından amortisman ayrılıp ayrılamayacağı,

- Satın alma sırasında ödenen ÖTV vb. vergilerin gider yazılıp yazılamayacağı,

- Söz konusu araçlarla ilgili olarak yapılan ve iktisadi işletme tarafından ödenen yakıt, tamir bakım, sigorta, otopark vb. harcamaların gider hesaplarına intikal ettirilip ettirilemeyeceği,

-Araçlarla ilgili yapılan harcamalar nedeniyle ödenen KDV'nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı

hususlarında görüşü talep edilmektedir.

Vergi Usul Kanunu Yönünden Değerlendirme:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinde, "İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin, bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.

...

Değeri 50.000.000 lirayı (577 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2025'ten itibaren 9.900- TL) aşmayan peştemallıklar ile işletmede kullanılan ve değeri 50.000.000- lirayı (556 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2025'ten itibaren 9.900- TL) aşmayan alet, edevat, mefruşat ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edenlerde bu had topluca dikkate alınır." hükmü bulunmaktadır.

Bu hükme göre bir iktisadi kıymetin amortismana tâbi tutulabilmesi için, işletmenin aktifinde kayıtlı olması, kullanıma hazır halde bulunması, işletmede bir yıldan fazla kullanılması, yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunması ve değerinin yukarıda belirtilen haddin üzerinde olması gerekmektedir.

Bu itibarla, vakıf adına tescilli olan araçlarla ilgili olarak iktisadi işletmeniz tarafından amortisman ayrılması mümkün bulunmamaktadır.

Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, ikinci fıkrasında ise safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı; 8 inci maddesinde de ticarî kazanç gibi hesaplanan kurum kazancının tespitinde, mükelleflerin maddede sayılan giderlerinin de ayrıca hasılattan indirebileceği hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde ise bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükme bağlanmış olup, bu suretle tespit edilecek kurum kazancından, Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.

Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin; (5) numaralı bendinde, kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderlerinin, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70'inin; (7) numaralı bendinde ise Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların ticari kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, satın alınan araçların vakıf adına tescil edilmesi nedeniyle, araçların alış bedeli ile alış bedeline ilişkin ödenen özel tüketim vergisi ve benzeri vergilerin gider olarak indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Ancak, taşıtların iktisadi işletmeniz tarafından bizzat işletmede kullanılması şartıyla, bu taşıtlar için iktisadi işletmenizce yapılacak akaryakıt, tamir bakım, sigorta ve otopark vb. giderlerinin, iktisadi işletmenizin kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması mümkün olup binek otomobillere ilişkin yapılan giderlerin en fazla %70'lik kısmının kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabileceği tabiidir.

Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

- 1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu,

- 29/1-a maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV'den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV'yi indirebilecekleri,

- 30/b maddesinde, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen KDV'nin indirim konusu yapılamayacağı,

- 30/d maddesinde, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV'nin indirim konusu yapılamayacağı

hükme bağlanmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin;

-"Vergi İndirimi" başlıklı (III/C-1.) bölümünde,

"3065 sayılı Kanunun (29/1) inci maddesine göre mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV'den, faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV'yi veya ithal ettikleri mal ve hizmetler dolayısıyla ödedikleri KDV'yi veyahut vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilerek ödenen KDV'yi indirebilirler.

Mükellef, işi ile ilgili olarak satın aldığı veya ithal ettiği mallar veyahut yaptırdığı hizmetler dolayısıyla hesaplanan vergi ile sorumlu sıfatıyla beyan ederek ödediği vergiyi, teslim ettiği mallar veya yaptığı hizmetler dolayısıyla hesaplanan KDV'den indirir ve aradaki farkı vergi dairesine yatırır. Mükellefin indirim konusu yaptığı vergi ise daha önceki safhada vergi dairesine intikal ettirilmiştir."

-"İndirilemeyecek KDV" başlıklı (III/C-2.1.) bölümünde;

"b) Kanunun (30/b) maddesine göre, faaliyetleri; kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması, taksicilik işletmeciliği yapılması veya binek otomobillerinin çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları binek otomobillerinin alışlarında ödenen ve faturalarda ayrıca gösterilen KDV indirim konusu yapılabilir. Buna göre, binek otomobillerini yukarıda belirtildiği şekillerde işleten mükellefler bu amaçla kullanılan binek otomobilleri ile ilgili olarak indirim hakkından yararlanabilir.

Ancak mükelleflerin işletme amacı dışında iktisap ettikleri binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen KDV'nin indirimi mümkün değildir. İndirim konusu yapılamayan bu vergi, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları çerçevesinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilir. Bu uygulama binek otomobili işletmeciliği ile uğraşan mükelleflerin işletme amacı dışında satın aldıkları binek otomobilleri için de geçerlidir.

...

ç) Kanunun (30/d) maddesi uyarınca Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen (kanunen kabul edilmeyen) giderler dolayısıyla ödenen KDV de mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV'den indirilemeyecektir."

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, iktisadi işletmeniz adına tescil edilmeyen vakıf adına tescil edilen taşıt araçlarının alımında ödenen KDV'nin indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Öte yandan, araçların iktisadi işletmeniz tarafından bizzat işletmede kullanılması şartıyla, bu araçlar için iktisadi işletmenizce yapılacak akaryakıt, tamir bakım, sigorta ve otopark vb. giderlerin Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları uyarınca kazancın tespitinde gider olarak kabul edilen kısmına isabet eden KDV tutarlarının indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

PDF
PDF

Kaynak: GİB

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-38418978-120[42-25/10]-

17.12.2025

Konu: Yıllara Sari İnşaat İşinde Uygulanacak Stopaj Oranının Ne Olacağı hk.

İlgi:

a)

b)

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve ekleri ile ek dilekçenin incelenmesinden,

- İşveren … A.Ş. tarafından ihale edilen … Fabrikası ve … Fabrikası Yapım İşine ait yapılacak işlerin içerisinde demiryolu ve raylı sistem işlerinin de bulunduğu,

- İşin ihale aşamasında iş bitirme belgesi olarak A-6 Grup: Demiryolu İşleri Altyapı-Üstyapı belgesinin istendiği ve ihale makamına sunulduğu, söz konusu fabrika imalatının esas fonksiyonunun demiryolu üzerine kurulu olduğu, demiryolu ve bağlantılarının yapılmadığı takdirde fabrikanın tek başına bir anlamının bulunmadığı,

- Fabrikanın ve yapılacak hatların tüm mevcut demiryolu hatlarıyla bağlantısının bulunduğu, ihale konusu işin ana niteliğinin demiryolu inşaatı ve buna bağlı işler olduğu

belirtilerek sözleşme kapsamında tarafınıza yapılacak istihkak ödemelerinde uygulanacak kesinti oranı hakkında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir." hükmü yer almaktadır.

Bir işin Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için;

- Faaliyet konusunun inşaat ve onarma işi olması,

- İnşaat ve onarım işinin birden fazla yıla sirayet etmesi,

- İnşaat ve onarım işinin resmi veya özel taahhütlere bağlı olarak yapılması

şartlarının bir arada aranılması gerekmektedir.

Aynı Kanunun 44 üncü maddesinde ise inşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihin, diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarihin bitim tarihi olarak kabul edileceği ile bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler ve her ne nam ile olursa olsun elde edilen hasılatın, bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kâr veya zararının tespitinde dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında; kamu idare ve kuruluşları, iktisadi kamu kuruluşları, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin, söz konusu maddelerde bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin kurumlar vergilerine mahsuben kesinti yapmaları gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde ise Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hak ediş ödemeleri üzerinden vergi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanunun 15 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki yetkiye istinaden 29/3/2025 tarihli ve 9707 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki Karar ile vergi kesinti oranları; demiryolu hattı, tramvay, füniküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemleri inşaat ve onarım işleri dolayısıyla bu işleri yapanlara ödenen istihkak bedelleri için %1, gemi inşaat ve onarım işleri dolayısıyla bu işleri yapanlara ödenen istihkak bedelleri için %1, diğer işler dolayısıyla bu işleri yapanlara ödenen istihkak bedelleri için %5 olarak belirlenmiş olup, bu düzenleme yayım tarihini izleyen ayın başından itibaren yapılan ödemelere uygulanmak üzere 30/3/2025 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

Buna göre, inşaat ve onarım işlerinde işin yıllara sari olup olmayacağı, işe başlama ve işin bitirilmesinin farklı takvim yıllarında vuku bulup bulmadığının tespiti ile mümkün olabilmektedir. İşin bitim tarihi olarak ise geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabul tutanağının onay tarihi, diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarihin esas alınması gerekmektedir.

Ayrıca müteahhitlerce işin tamamen veya kısmen taşeronlara yaptırılması halinde, taşeronların Gelir Vergisi Kanununun 42 nci madde kapsamındaki durumları, taahhüt ettikleri kısmın mahiyet itibarıyla inşaat ve onarım işi kapsamında olup olmadığı ve süre olarak yıllara sirayet edip etmediğine göre tespit edilecektir.

Özelge talep formu eki yapım işine ait sözleşmeden, söz konusu yapım işinin fabrika inşası ve bununla bağlantılı demiryolu işleri, demiryolu makasları elektrifikasyonu ve elektromekanik işleriyle ilgili olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre, %1 oranında vergi tevkifatının demiryolu hattı, tramvay, füniküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemleri inşaat ve onarım işleri dolayısıyla bu işleri yapanlara ödenen istihkak bedelleri için belirlendiği dikkate alındığında, söz konusu yapım işine ait sözleşmeye istinaden yapılacak olan fabrika ve bununla bağlantılı demiryolu işlerinin bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün bulunmayıp, şirketinize ödenen hak ediş tutarları üzerinden %5 oranında vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

PDF
PDF

Kaynak: GİB

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-62030549-125[2-2022]-

10.12.2025

Konu: Meslek Birliği Aracılığıyla Üye Oyuncularına Ödenen Telif Bedellerinin Vergilendirilmesi

İlgi:

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, Birliğiniz üyesi olan sinema, tiyatro ve dizi oyuncularının rol almış olduğu sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde ve çeşitli mecralarda yayınlanması dolayısıyla, yayınlanan ülkelerdeki telif ödemeleriyle ilgili kuruluşlar tarafından Birliğiniz vasıtasıyla oyunculara telif ödemesinin yapıldığı belirtilerek, Birliğinize ödenen bu telif ödemelerinin vergilendirilmesi ile ilgili olarak;

- Birlik hesabına gelen ödemeler karşılığında bir belge düzenlenmesinin gerekip gerekmediği, gerekiyorsa bu belgenin türünün ne olduğu,

- Birliğinize yapılan telif ödemeleri, telif sahibi oyunculara ödenirken, oyunculardan serbest meslek makbuzu, fatura v.b. belge alınıp alınmayacağı, stopaj yapılıp yapılmayacağı,

- Telif sahibi oyunculara ödeme yapılırken, Birliğiniz tarafından belge düzenlenecekse, bu belgelerde katma değer vergisi hesaplanıp hesaplanmayacağı,

- Telif sahibi oyunculara ödeme yapılırken, "katkı payı" adı altında belirli oranda kesinti yapıldığı, söz konusu kesintinin Birliğin giderlerinde kullanıldığı, kesinti yapılan bu "katkı payı" ile ilgili herhangi bir vergi ödenip ödenmeyeceği ve mükellefiyet tesisinin gerekip gerekmediği

hususlarında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde derneklere ait iktisadi işletmeler, kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olup anılan maddenin beşinci fıkrasında, derneklere ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmelerin derneklerin iktisadi işletmeleri olduğu; altıncı fıkrasında da derneklere ait iktisadi işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerini etkilemeyeceği, mal ve hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi işletme niteliğini değiştirmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı; ikinci fıkrasında ise safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı; ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler uyarınca tespit edilecek kurum kazancından, Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.

Kurumlar Vergisi Kanununun uygulanmasına ilişkin açıklamaları içeren 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin (2.4) bölümünde, iktisadi işletmelerin belirgin özelliklerinin, bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesi olduğu, diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurlarının ticari faaliyetin de temel özelliklerinden olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı ya da hizmet ifaları gibi faaliyetler olduğu; Kanunun, bu gibi halleri tek tek saymak yerine dernek veya vakıf tarafından piyasa ekonomisi içerisinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri kapsamına aldığı, satılan mal veya hizmete ait bedelin sadece maliyeti karşılayacak kadar olmasının, kâr edilmemesinin, kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi işletme olma vasfını değiştirmeyeceği; ayrıca kazanç sağlama amacı olmasa dahi işletmenin konusunun ve faaliyetinin, her türlü mal ve hizmet satışı ya da bunlara benzer şekillerde olması ve devamlı surette yapılması durumlarında da dernek veya vakıflara ait iktisadi işletme oluştuğunun kabul edileceği açıklanmaktadır.

İktisadi işletmenin tanımı içinde yer alan ve devamlı olarak yapılan ticari, sınai veya zirai faaliyetten söz edilebilmesi için bu işletmenin tedavül ekonomisine katılması, başka bir ifadeyle işletmede üretilen malların veya verilen hizmetin bir bedel karşılığı satılmış olması gerektiği, aksi halde diğer unsurlar var olsa dahi bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilemeyeceği açıktır.

Öte yandan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun "Meslek birliklerinin kurulması" başlıklı 42 nci maddesinde "Eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri, ile bu Kanunun 52 nci maddesine uygun biçimde düzenlenmiş sözleşmelerle eser veya hak sahibinden malî hakları kullanma yetkilerini devralarak bu Kanunun 10 uncu maddesine göre ilim-edebiyat eserleri üzerindeki hakları kullanarak, süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayanlar üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve bu Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik ve tip statülere uygun olarak tespit edilecek alanlarda birden fazla meslek birliği kurabilirler. Eser sahipleri veya icracı sanatçılar bakımından zorunlu organlarının asıl üye sayısının dört katı kadar; yapımcılar veya radyo-televizyon kuruluşları bakımından bu organların asıl üye sayısının iki katı kadar üye olma niteliklerini taşıyan gerçek veya tüzel kişiler meslek birliği olarak faaliyet gösterebilmek için izin almak üzere Bakanlığa başvurmak zorundadırlar. Meslek birlikleri bu izni aldıktan sonra kuruldukları alanda faaliyet gösterirler." hükmü yer almaktadır.

Vergi uygulamaları bakımından 5846 sayılı Kanuna göre eser sahipleri (söz yazarı, besteci, şair, yazar, ressam, yönetmen, senarist, bilgisayar programcısı vb.) ile bağlantılı hak sahipleri (müzisyen, oyuncu, fonogram yapımcısı, film yapımcısı, radyo/ TV yayıncısı) tarafından üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve anılan Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere kurulmuş olan meslek birliklerinin tüzel kişiliği itibarıyla kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmamaktadır.

Ancak, 5846 sayılı Kanuna göre faaliyet gösteren meslek birliklerinin yürüttüğü faaliyetlerin, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde devamlı surette ve bir bedel mukabilinde gerçekleştirilen ticari, sınai ve zirai faaliyetlerden oluşması halinde; bu faaliyetler dolayısıyla, meslek birliklerinin tüzel kişiliğinden ayrı olarak, meslek birliklerine bağlı oluşacak iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekir. Meslek birliklerin bu faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması iktisadi işletme oluşmasına engel teşkil etmeyecektir.

Buna göre, meslek birliklerinin, üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve üyelerine tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak suretiyle gerçekleştirdiği hizmetlerin bir bedel karşılığında sunulması halinde, bu hizmetler dolayısıyla meslek birlikleri bünyesinde oluşacak iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi ve elde edilecek kazançların kurumlar vergine tabi tutularak vergilendirilmesi gerekir.

Dolayısıyla, Birliğiniz üyesi olan sinema, tiyatro ve dizi oyuncularının rol almış olduğu sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde yayınlanması dolayısıyla, yayınlanan ülkelerdeki ilgili kuruluşlar tarafından Birliğinize ödenen telif bedelleri nedeniyle, Birliğiniz tüzel kişiliğinden ayrı olarak Birliğinize bağlı oluşacak iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi ve elde edilen kazançların kurumlar vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Ayrıca, Birliğinize ödenen telif bedellerinin telif sahibi oyunculara ödenen kısmının, kurulacak iktisadi işletmenin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkündür.

Gelir Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

- "Serbest meslek kazancının tarifi" başlıklı 65 inci maddesinde; "Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.

...",

- "Serbest meslek erbabı" başlıklı 66 ncı maddesinde, "Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır.

..."

yer verilmiştir.

Aynı Kanunun "Vergi tevkifatı" başlıklı 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar" hükmüne yer verilmiş ve aynı maddenin (2) numaralı bendinde de, 18 inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden % 17, diğerlerinden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun serbest meslek kazançlarında istisnaları düzenleyen 18 inci maddesinde, "Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekar, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.

Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir.

Yukarıda yazılı kazançların arızi olarak elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez.

Serbest meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.

Bu madde kapsamındaki kazançları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşanlar bu istisnadan faydalanamazlar. Bu durumda olanların, 94 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında tevkifat yapma yükümlülüğü yoktur." hükmüne yer verilmiş olup konuya ilişkin açıklamalara, 311 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer verilmiştir.

Anılan Tebliğin;

- "İstisnanın kapsamı ve istisnadan yararlanma şartları" başlıklı 3 üncü maddesinde,

"(1) 193 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde serbest meslek kazanç istisnasından yararlanan mükellefler ve istisna kapsamında olan eserler sayılmış olup, söz konusu maddede hangi hasılatın istisna kapsamında olduğu da ayrıca belirtilmiştir. Buna göre;

a) Anılan istisnadan yararlanma hakkı; müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı, mucitler ve bunların kanuni mirasçılarına tanınmıştır.

| PDF
PDF

Kaynak: GİB

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü

Sayı: E-62030549-125[6-2024]-

31.12.2025

Konu: Belediye Bünyesinde Kurulan İşletmede İstihdam Edilen Personel İçin Yapılan Ödemelerin Gider Konusu Yapılıp Yapılmayacağı

İlgi:

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, tüzel kişiliği bulunmayan ve Belediyeniz uhdesinde ticari faaliyet konusu işlemlerini yerine getirmek amacıyla bütçe içinde kurulan ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan işletmenin, belediyenin kendi şirketinden doğrudan hizmet alımı şeklinde istihdam ettiği aşçı, garson veya temizlik görevlileri için yapılan ödemelerin, gider olarak indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler ile iş ortaklıklarının kazançlarının kurumlar vergisine tabi olduğu hükme bağlanmış, 2 nci maddesinde, iktisadi kamu kuruluşları, kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış, anılan maddenin üçüncü fıkrasında ise Devlete, il özel idarelerine, belediyelere, diğer kamu idarelerine ve kuruluşlarına ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmelerin iktisadi kamu kuruluşu olduğu hükme bağlanmıştır.

Mezkûr Kanunun "Safi kurum kazancı" başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı; ikinci fıkrasında ise safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı; ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinde, safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılabileceği belirtilmiştir.

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilebilmesi için yapılan genel giderlerin matrahtan indirilebilmesi için giderle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında açık, güçlü bir illiyet bağının mevcut olması, giderin işin önemi ölçüsünde yapılmış olması, giderin keyfi olmaması, yani kazancın elde edilmesi için mecburi olarak yapılması, yapılan gider karşılığında gayri maddi bir kıymet iktisap edilmemiş olması ve maliyete dahil edilecek giderlerden olmaması gerekir. Ayrıca, bu giderlerin fatura ve fatura yerine geçen vesikalar gibi tevsik edici belgelere dayanması ve yasal kayıtlarda izlenmesi gerekmektedir.

Öte yandan, 5520 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin;

- Birinci fıkrasında; kurumların, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunmaları durumunda, kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı, alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemlerin her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirileceği,

- İkinci fıkrasında, ilişkili kişi tanımının, kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade ettiği, ilişkinin doğrudan veya dolaylı olarak ortaklık kanalıyla oluştuğu durumların örtülü kazanç dağıtımı kapsamında sayılması için en az %10 oranında ortaklık, oy veya kâr payı hakkının olması şartı arandığı, ortaklık ilişkisi olmadan doğrudan veya dolaylı olarak en az %10 oranında oy veya kâr payı hakkının olduğu durumlarda da tarafların ilişkili kişi sayıldığı, ilişkili kişiler açısından bu oranların topluca dikkate alınacağı, üçüncü fıkrasında ise emsallere uygunluk ilkesinin tanımı yapılarak emsallere uygunluk ilkesinin ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade ettiği,

- Üçüncü fıkrasında, emsallere uygunluk ilkesinin, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade ettiği,

...

hükme bağlanmıştır.

1 seri no.lu Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğde konuyla ilgili ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır.

Anılan Tebliğin "3.1.2- Kurumların veya Ortaklarının İlgili Bulunduğu Gerçek Kişi veya Kurum" başlıklı bölümünde,

"Kurumun ilgili bulunduğu gerçek kişi ifadesinden, kendi ortağı olan gerçek kişiler dışında kalan, kurumların ortağı olduğu şahıs şirketlerinin diğer gerçek kişi ortakları ile kurum çalışanları gibi şahıslar anlaşılmaktadır.

Öte yandan, kurum çalışanlarının söz konusu kurum ile ilişkilerinin sadece işveren-hizmet erbabı ilişkisi içinde bulunması durumunda ilgili kurum ile kurum çalışanı, yapılan ücret ödemeleri bakımından ilişkili kişi kapsamında değerlendirilmeyecektir. Ancak, kurum ile çalışanları arasında yukarıda belirtilen istihdam ilişkisi dışındaki işlemler, ilişkili kişilerle yapılan işlem kapsamında değerlendirilecektir.

..."

açıklamalarına yer verilmiştir.

Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar uyarınca, Belediyenize bağlı ve ticari faaliyeti dolayısıyla kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan iktisadi işletmeniz tarafından işletilen sosyal tesislerde istihdam edilen aşçı, garson veya temizlik görevlisi gibi personel için Belediye şirketine hizmet alım sözleşmesi kapsamında yapılan ödemelerin, iktisadi işletmenizin kaynaklarından karşılanması halinde, kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

PDF

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU

Tarih
Açıklama
Yayın Dönemi
PDF

Kaynak: GİB

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü

Sayı: E-39044742-130[Özelge]-1130488

09.09.2025

Konu: Kiralanan TUGS'a kayıtlı geminin navlun taşımacılığı kapsamında kiralanmasının vergilendirilmesi

İlgi : a) ..... tarih ve ….. evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

b) …. tarih ve ….. evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formlarında, ulusal ve uluslararası navlun taşımacılığı yapan denizcilik şirketleri ile yaptığınız "Bareboat (Çıplak Kira) Esaslı Kira Sözleşmeleri"ne istinaden TUGS'a kayıtlı gemileri kiraladığınız ve kiralamış olduğunuz gemiler ile kaptan ve tayfaları Şirketiniz tarafından tayin edilecek şekilde ….. A.Ş. ile Şirketiniz arasında düzenlenen "Zaman Esaslı Kira Sözleşmeleri"ne istinaden navlun taşımacılığı yaptığınız belirtilerek, taşıma hizmetine uygulanacak katma değer vergisi (KDV) oranı ve kurumlar vergisi istisnası hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Safi kurum kazancı" başlıklı 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde ise bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı; ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan, 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanununun 2 nci maddesinde, bu Kanunda geçen gemi kavramının kabotaj ve/veya kabotaj harici sularda ticari amaçla kullanılan her türlü yük, yolcu ve açık deniz balıkçı gemileri ile özel maksatlı ve özel yapılı gemileri ifade ettiği; 12 nci maddesinde ise bu Kanun uyarınca oluşturulan Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve devrinden elde edilen kazançların, gelir ve kurumlar vergileriyle fonlardan istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.

1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesinden ve devrinden elde edilecek kazançlara ilişkin istisna ile ilgili açıklamaların yer aldığı "5.12.1.1. Yasal düzenleme ve istisnanın kapsamı" başlıklı bölümünde;

"4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 5266 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle değişik 12 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Bu Kanun uyarınca oluşturulan Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve devrinden elde edilen kazançlar, gelir ve kurumlar vergileriyle fonlardan istisnadır." hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, 4490 sayılı Kanunla oluşturulan Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden elde edilen kazançlar, faaliyetin gelir vergisi mükelleflerince (dar mükellefler dahil) yapılması halinde gelir vergisinden, kurumlar vergisi mükelleflerince (dar mükellefler dahil) yapılması halinde kurumlar vergisinden; Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin devrinden elde edilecek kazançlar da gelir ve kurumlar vergisinden istisna olacaktır.

Bu istisna, gerçek ve tüzel kişilerin Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıt ettirdikleri gemilerin ve yatların işletilmesinden ve devrinden elde ettikleri kazançları ile sınırlıdır. Ancak, Türkiye'de inşa edilen gemi ve yatlardan anılan Sicile kayıtlı olanların işletilip işletilmediğine bakılmaksızın devrinden elde edilen kazançlar da istisna kapsamında değerlendirilecektir. ..." açıklaması,

Tebliğin "5.12.1.6. Time-charter işletmeciliği" başlıklı alt bölümünde ise;

"Deniz taşımacılığında, zamana veya yüke bağlı olarak geminin tamamını veya bir kısmını taşıtana tahsis etmek suretiyle yük ve eşya taşıma taahhüt sözleşmeleri kapsamında yapılan "Time-Charter İşletmeciliği" gemi işletmeciliği faaliyeti kapsamında değerlendirileceğinden, söz konusu faaliyetlerden elde edilen kazançların kurumlar vergisinden istisna edilmesi gerekmektedir.

Ancak, uluslararası gemi siciline kayıtlı gemilerin zamana ve yüke bağlı olmaksızın doğrudan kiraya verilmesi durumunda gemi işletmeciliği faaliyetinden söz edilemeyeceğinden elde edilen kira gelirine istisna uygulanmayacağı tabiidir." açıklamaları yer almaktadır.

Gemi kiralama hizmetleri iki şekilde yapılabilmektedir.

1-Gemi Kira Sözleşmesi

2-Navlun (Time Charter) Sözleşmesi

Navlun sözleşmesinde, taşımayı taahhüt eden asıl taşıyıcı firmaya, taşıma işi şeklinde bir hizmet verilmekte ve gemi asıl taşıyıcıya kiralanmamaktadır. Geminin bir bölümü ya da tamamı yükün belirli bir süre içinde taşınması için tahsis edildiği için time charter sözleşmelerinde bedel, belirli bir yükün taşınması karşılığı olarak değil, yükün belirli bir süre içinde taşınması karşılığı olarak belirlenmektedir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, burada geminin kiralanması değil, taşımanın taahhüdü söz konusudur.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1119 uncu maddesinde; gemi kira sözleşmesi, kiraya verenin belirli bir süre için geminin kullanılmasını, kira bedeli karşılığında kiracıya bırakmayı üstlendiği bir sözleşme olarak tanımlanmış olup müteakip maddelerde kiracının gemiyi tahsis amacına uygun olarak sözleşme hükümleri çerçevesinde dilediği gibi kullanabileceği, gemi adamlarının çalıştırılmasından doğan bütün borç ve yükümlülüklerin kiracıya ait olduğu hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca, Türk Uluslararası Gemi Sicili Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinde ise; "Çıplak Kiralama (Bareboat): Bir ülke bayrağındaki geminin, bir donatan/işletici sorumluluğunda başka bir ülke bayrağına geçici bir süre ile geçmesini sağlayan, geminin giderinin kimin tarafından hangi ölçüde kiralanacağı özel anlaşmalara tabi olan kiralamayı ifade eder." açıklaması yapılmış olup aynı Yönetmelikte çıplak kiralama kapsamındaki gemilerin ve yatların TUGS'ye tescil edilemeyeceği belirtilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı olan gemilerin özelge talep formu ekinde yer alan "Zaman Esaslı Kira Sözleşmesine" göre ….. A.Ş.'ye devredilmesi (kiralanması), time charter işletmeciliği kapsamında gemi işletme faaliyeti olarak değerlendirileceğinden söz konusu istisnadan şirketiniz tarafından yararlanılması mümkün bulunmaktadır.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN:

Mal teslimi ve hizmet ifalarına uygulanan KDV oranları, 3065 sayılı KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak maddede yer alan sınırlar dahilinde, 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişmeden önce Bakanlar Kurulu, değişiklik sonrasında ise Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmektedir.

Bu kapsamda KDV oranları, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için %18 olarak uygulanmakta iken, 7/7/2023 tarihli ve 32241 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 10/7/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için bu oran %10, ilgili listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için %20 olarak belirlenmiş; (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetlere uygulanacak KDV oranında ise herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

Söz konusu BKK eki (I) sayılı listenin "B) DİĞER MAL VE HİZMETLER" bölümünün 15 inci sırasında; "3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca teslimleri katma değer vergisinden istisna olan araçların, faaliyetleri kısmen veya tamamen bu araçların kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere kiralanması ..." sayılmak suretiyle bu hizmetin %1 oranında vergiye tabi tutulması öngörülmüştür.

Bu çerçevede, BKK eki (I) sayılı listenin "B) DİĞER MAL VE HİZMETLER" bölümünün 15 inci sırası uyarınca bir araç kiralama hizmetinin %1 oranında KDV'ye tabi olabilmesi için;

1) Kiralama sözleşmesinin konusunun, KDV Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca teslimi KDV'den istisna olan bir araç olması,

2) Kiralamanın, faaliyetleri kısmen veya tamamen bu araçların kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere yapılması,

3) Yapılan işlemin bir kiralama işlemi olması

şartlarının topluca sağlanması gerekmektedir.

Buna göre, ….. A.Ş. ile şirketiniz arasında imzalanan, zamana ve yüke bağlı kiralama taahhüdünü içeren "Zaman Esaslı Kira Sözleşmesi" kapsamındaki faaliyetleriniz "Time-Charter İşletmeciliği" olarak değerlendirileceğinden, 2007/13033 sayılı BKK eki (I) sayılı listenin "B) DİĞER MAL VE HİZMETLER" bölümünün 15 inci sırası kapsamında kabul edilmesi mümkün olmayan söz konusu faaliyete ilişkin bedelin tamamı üzerinden genel oranda (10/7/2023 tarihinden önce %18, bu tarih itibarıyla %20 oranında) KDV hesaplanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

PDF

DAMGA VERGİSİ KANUNU

Tarih
Açıklama
Yayın Dönemi
PDF

Kaynak: GİB

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Gelir Kanunları Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü

Sayı: E-97895701-155[2025/42]-…

30.04.2025

Konu:Girişim sermayesi yatırımı çerçevesinde imzalanan sözleşmenin damga vergisinden istisna olup olmadığı

İlgi:

a)21/02/2025 tarih ve ... evrak kayıt sayılı özelge talep formunuz.

b)24.02.2025 tarih ve 97895701-155-… sayılı yazımız.

c)27.02.2025 tarih ve … sayılı dilekçeniz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve ilave dilekçeniz ile eklerinin incelenmesinden, şirketinizin kurucu ve yöneticisi olduğu … A.Ş. …inci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu olarak yaptığınız/yapacağınız girişim sermayesi yatırımı çerçevesinde yatırım yapılan şirketin kurucusu … ile …/2025 tarihli "Hissedarlar Sözleşmesinin ve Şirket Sermayesine İştirak Taahhüdü Sözleşmesinin Ek Sözleşmesi" imzalandığı, yapılan iş kapsamında teminat olarak …'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde fon lehine … TL ipotek tesis edileceği belirtilerek söz konusu sözleşmenin ve ipotek işlemine ilişkin düzenlenecek senedin, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun "IV-Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün (50) numaralı fıkrası kapsamında damga vergisinden istisna olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmıştır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, bu Kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade edeceği, yabancı memleketlerle Türkiye'deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların, Türkiye'de resmi dairelere ibraz edildiği, üzerine devir veya ciro işlemleri yürütüldüğü veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalanıldığı takdirde vergiye tabi tutulacağı; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu, yabancı memleketlerle Türkiye'deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların vergisini Türkiye'de bu kağıtları resmi dairelere ibraz edenlerin, üzerlerinde devir veya ciro işlemleri yapanların veya herhangi bir suretle hükümlerinden faydalananların ödeyeceği; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılacağı ve buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı, mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı hükümlerine yer verilmiştir.

Kanuna ekli (1) sayılı tablonun "I.Akitlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin nispi damga vergisine tabi olduğu; aynı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun "IV-Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün (50) numaralı fıkrasında, girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve girişim sermayesi yatırım fonlarının münhasıran girişim sermayesi yatırımları ile ilgili düzenlenen sözleşmeler ile bu sözleşmelere ilişkin düzenlenen diğer kağıtların damga vergisinden istisna olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 52 nci ve 54 üncü maddelerine dayanılarak 2/1/2014 tarihli ve 28870 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve Sermaye Piyasası Kurulunun resmi internet sitesinde güncel hali yer alan "Girişim Sermayesi Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.4)"nde de konuya ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup, söz konusu tebliğin 18 inci maddesinde, girişim şirketlerine ve girişim sermayesi yatırımlarına ilişkin esaslar, 19 uncu maddesinde ise girişim sermayesi yatırımlarına ilişkin yatırım sınırlamaları düzenlenmiştir.

Bu çerçevede, başvurunuz ve eklerinin incelenmesinden;

- … , … A.Ş. …inci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (Fon), Hollanda mukimi … (Şirket) ve Hollanda mukimi … (Vakıf) arasında Hissedarlar Sözleşmesi (…) imzalandığı,

- Yine … A.Ş. …inci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (Fon) ile … (Şirket) arasında Hisse İştirak Sözleşmesi (…) imzalandığı, sözleşmede bahsedilen şirketin, …'yi ifade ettiği, bu şirketin de mikroçip tasarımı ve uygulaması ile ilgili faaliyetinin olduğu, Fon'un bu şirketin sermayesine iştirak edeceği, Hisse İştirak Sözleşmesinin (…) eki çizelge 3'de yatırım öncesi sermaye tablosuna, çizelge 4'de ise yatırım sonrası sermaye tablosuna, çizelge 11'de ise "…" belgesine yer verildiği, çizelge 11'in şirketin iş programı ve zaman çizelgesi ile ilgili hedeflerini içerdiği,

- Görüş istenilen "Hissedarlar Sözleşmesinin ve Şirket Sermayesinin İştirak Taahhüdü Sözleşmesinin Ek Sözleşmesi" (Tercüman onaylı haliyle gönderilen) başlıklı kağıdın ise Şirketiniz (Fon) ile … arasında imzalandığı, "Hissedarlar Sözleşmesi (…)" ile "Hisse İştirak Sözleşmesi (…)"ne atıfta bulunduğu, Fon'un şirketin iş ve ticari faaliyetleri, projeleri, ürünleri verileri ile ilgili olarak Hisse İştirak Sözleşmesinin (…) 11 No.lu Ek Belgesinde (…) belirtilen spesifik teknik kilometre taşlarına ulaşıldığını teyit etmek amacıyla, Hisse İştirak Sözleşmesi (…) uyarınca Fon tarafından atanacak ve … tarafından kabul edilecek bir teknik komite vasıtasıyla masrafları şirkete ait olmak üzere ve herhangi bir zamanda uzaktan ve/veya yerinde denetimler, incelemeler ve değerlendirmeler yapma hakkına sahip olduğu, Fon'un şirkete (… şirket) yapacağı yatırımlar konusunda "Çizelge 11 …"nda belirlenen hedeflere ulaşılıp ulaşılamadığı konusunda teknik komitenin karar vereceği, bu hedeflere ulaşma yükümlülükleri ile ilgili olarak …'ın taşınmazı üzerine Fon lehine üst sınırı … TL olmak üzere taşınmaz rehni tesis edileceği

belirlemelerine yer verildiği anlaşılmaktadır.

Buna göre, girişim sermayesi fonu olarak yaptığınız başvurunuza konu yatırımın, gerek yatırım yapılan girişim şirketinin gerekse yapılan yatırımın Sermaye Piyasası Kurulunun girişim sermayesi yatırımlarına ilişkin düzenlemelerine uygun olması durumunda, "Hissedarlar Sözleşmesi" ve "Hisse İştirak Sözleşmesi" başlıklı kağıtlar ile bu kağıtlara ek olarak yatırım şartları ile teminata ilişkin düzenlendiği anlaşılan "Hissedarlar Sözleşmesinin ve Şirket Sermayesine İştirak Taahhüdü Sözleşmesinin Ek Sözleşmesi"ne ve bu sözleşmenin teminatı olarak ipotek verilmesine ilişkin düzenlenen kağıda 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV/50 numaralı fıkrasına göre damga vergisi istisnası uygulanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

PDF
PDF

Kaynak: GİB

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Samsun Defterdarlığı

Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü

Sayı: E-13649056-155[2025-ÖZE-9]-

10.07.2025

Konu: Memur maaş katsayısına gelecek zam oranında artırılacak promosyon ödemelerine ilişkin düzenlenen kağıtlarda damga vergisi

İlgi: 20.03.2025 tarihli özelge talebiniz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, Komutanlığınız ile … Şubesi arasında maaş ödemesi, bankacılık hizmetleri ve banka promosyonu protokolü sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmeye göre aylık her bir personele ödenecek promosyon tutarının protokol süresince memur maaş katsayısına gelecek olan zam oranında artırılacağı, promosyonun düzenlendiği tarih itibarıyla 3 yıllık yaklaşık promosyon tutarının … TL olduğu ve bunun üzerinden hesaplanan … TL damga vergisinin ödendiği, akabinde memur maaş katsayılarındaki artış oranına bağlı olarak 2024 yılında promosyon tutarının … TL'ye yükseldiği, 2025 yılı sonuna kadar ödenecek promosyon tutarının yaklaşık … TL olması beklenildiği, bu tutara ilişkin damga vergisinin ödenmesi için Bankayla yazışma yapıldığı, gelen cevap yazısında protokolden doğan damga vergisinin imza tarihi itibarıyla protokolün ihtiva ettiği parasal değer üzerinden bir kereye mahsus ödendiğinin bildirildiği belirtilerek, promosyon tutarındaki artışlara bağlı olarak artan tutar üzerinden sözleşme damga vergisi alınıp alınmayacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; bu Kanundaki kağıtlar teriminin yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade ettiği; 2 nci maddesinde, vergiye tabi kâğıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kâğıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhlerin de damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisi mükellefinin kağıtları imzalayanlar olduğu; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılacağı ve buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı; 10 uncu maddesinde, belli para teriminin, kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade ettiği; 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kağıtların damga vergisinin bu kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı nispet veya miktarlarda alınacağı, ikinci fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin değiştirilmesi halinde artan miktarın aynı nispette vergiye tabi olacağı hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanuna ekli (1) sayılı tablonun "I.Akitlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin nispi damga vergisine tabi tutulacağı hüküm altına alınmıştır.

Damga Vergisi Kanunu uygulamasında sözleşmenin düzenlendiği tarihte; belli parayı ihtiva etmesi veya kâğıdın eklerinde belli paranın tespitine imkân veren donelerin var olması veyahut atıf yapılan başka bir kâğıttan belli paranın bulunabilmesi halinde, kâğıdın (sözleşmenin) bu tutar üzerinden damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir. Ancak, düzenlendiği anda belli parayı ihtiva etmediğinden damga vergisine konu teşkil etmeyen kağıtlar ile içerdiği tutar üzerinden damga vergisine tabi tutulmakla birlikte değiştirilen kâğıtlara ilişkin olarak; kâğıda ait belli parayı gösteren ve ilk kâğıda atıf yapan yeni bir kâğıt düzenlenmesi halinde, sözleşme değişikliğine ilişkin bu kâğıt damga vergisine tabi tutulacaktır.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ekindeki …/…/2022 tarihli protokolün incelenmesinden; söz konusu protokolün 19 uncu maddesinde, promosyon tutarının personel başına … TL olarak komutanlığın bildireceği listeye göre personel hesaplarına aktarılacağı, aylık her bir personele ödenecek promosyon tutarının protokol süresince Ocak ve Temmuz aylarında memur maaş katsayısına gelecek olan zam oranında artırılacağı, promosyon tutarının bankanın talep ettiği evrakların bankaya ulaşmasından sonra 5 gün içinde komutanlık personelinin hesaplarına yatırılacağı anlaşılmıştır.

Buna göre, … Şubesi ile Komutanlığınız arasında düzenlenen ve damga vergisi ödendiği anlaşılan söz konusu protokole ilişkin olarak herhangi bir kağıt düzenlenip düzenlenmediğine veya bu mahiyette protokole şerh verildiğine dair bilgi başvurunuzda bulunmamakla birlikte, protokolde belirtilen tutar artışına dair protokole şerh konulması veya taraflar arasında atıf yapılmak suretiyle protokolü değiştiren bir kağıt düzenlenmesi durumunda, protokol değişikliğine ilişkin söz konusu şerhin/kağıdın ilk protokoldeki tutarı aşan kısmı üzerinden damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

PDF
PDF

Kaynak: GİB

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Şanlıurfa Defterdarlığı

Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü

Sayı: E-64958909-120-…

02.12.2025

Konu: Dernek tarafından kira yardımı adı altında yapılan ödemelerinin gelir vergisi tevkifatına ve kira sözleşmelerinin damga vergisine tabi olup olmadığı

İlgi: 27.12.2022 tarih … evrak kayıt sayılı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, derneğinizin insani yardımlar kapsamında mesken olarak kiralanan konutlarda yardıma muhtaç kiracılar adına kira ödemeleri yaptığı belirtilerek, söz konusu ödemeler yapılırken gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı ile derneğinizin taraf olmadığı ancak derneğinize ibraz edilen konut kira sözleşmelerine ait damga vergisinin ödenmesi bakımından herhangi bir sorumluluğunuzun olup olmadığı hususlarında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinin birinci fıkrasında, aynı fıkrada bentler halinde sayılan mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu; 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilânço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur olduğu, söz konusu fıkranın (5/a) bendinde ise 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı; 96 ncı maddesinde, vergi tevkifatının, 94 üncü madde kapsamına giren nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı, bu maddede geçen hesaben ödeme deyiminin, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade ettiği, vergi tevkifatının, ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılacağı, kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu verginin, bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükümlere göre, derneğinizin, insani yardımlar kapsamında yardıma muhtaç kişiler adına, özü itibarıyla derneğinizce yapılmış olan bir kiralama işlemine dayanmayan ve gerçek kişiler arasında düzenlenen kira sözleşmelerine istinaden doğrudan mülk sahiplerine yaptığı kira yardımı adı altındaki ödemeler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinin (a) alt bendi uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

DAMGA VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisi mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu; 9 uncu maddesinde, bu Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun "I. Akitlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün A/2 fıkrasında, mukavele süresine göre kira bedeli üzerinden kira mukavelenamelerinin, A/3 fıkrasında ise kefalet, teminat ve rehin senetlerinin nispi damga vergisine tabi tutulacağı; Kanuna ekli (2) sayılı tablonun "IV. Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün (31) numaralı fıkrasında ise, dernek ve vakıflarca yerleşim yeri, gerçek kişilerce mesken olarak kullanılmak üzere kiralanan ve iktisadi işletmelere dahil olmayan taşınmazlara ilişkin kira mukavelenameleri ile bu mukavelenameler üzerine konulacak kefalet şerhleri ve teminatların damga vergisinden istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümler çerçevesinde, gerçek kişilerce mesken olarak kiralanan taşınmazlara ait kira sözleşmelerinin, kiralamaya konu taşınmazın bir iktisadi işletmeye dahil olmaması kaydıyla 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV/31 fıkrası kapsamında istisna olduğu dikkate alındığında, derneğinize ibraz edilen ve bir iktisadi işletmeye ait olmamak şartıyla gerçek kişilerce mesken olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlara ilişkin kira sözleşmelerinin damga vergisi yönünden derneğinizin herhangi bir vergisel yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

PDF
PDF

Kaynak: GİB

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Gaziantep Defterdarlığı

Sayı: E-16700543-155[25-515-88]-…

29.12.2025

Konu: İhracata ilişkin düzenlenen temsilcilik sözleşmesinin damga vergisi istisnası hk.

İlgi: 21.11.2025 tarihli özelge talep formu.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, şirketinizin esas iştigal konusu olan ihracat faaliyetleri kapsamında şirketiniz ile yurt dışı mukimi … Store adlı şirket arasında düzenlenen "Temsilcilik Sözleşmesi" başlıklı kağıdın damga vergisinden istisna olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; 3 üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu, ek 2 nci maddesinde,

"1. İhracat ve ihracata ilişkin olduğunun tevsiki kaydıyla aşağıda sayılan işlemler nedeniyle düzenlenen kağıtlar (gümrük idarelerine verilen beyannameler dahil) damga vergisinden müstesnadır.

...

c) İhracat bağlantıları için düzenlenecek anlaşmalar.

..." hükümleri yer almaktadır.

Aynı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun "I.Akitlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin nispi damga vergisine tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.

Özelge talep formunuz ekinde yer alan "Temsilcilik Sözleşmesi" başlıklı kağıdın incelenmesinden, sözleşmenin birinci tarafının … San. ve Tic. A.Ş., ikinci tarafının …Store olduğu; birinci tarafın sözleşmede belirtilen ürünleri ….'de satmak üzere münhasır temsilcilik vermek istediği, ikinci tarafın ise söz konusu temsilciliği almak ve bu ürünleri …'de satmak istediği; sözleşmenin "Münhasırlık" başlıklı 4 üncü maddesinde, ikinci tarafın söz konusu ürünlerin … Krallığı'ndaki tek ve münhasır temsilcisi olduğu, birinci tarafın ürünler için yazlı onay olmadan ikinci taraf dışında herhangi bir tarafa temsilcilik verme veya ürünleri …'de başka bir tarafa satma hakkına sahip olmadığı; "Fiyatlar" başlıklı 5 inci maddesinde, kan şekeri ölçüm cihazı birim fiyatının …USD, kan şekeri ölçüm stripleri birim fiyatının …USD olduğu; "Ayıplı Ürünler" başlıklı 8 inci maddesinde, teslim edilen ürünlerde herhangi bir hasar veya üretim hatası bulunması durumunda birinci tarafın söz konusu hatalı ürünleri bir sonraki sevkiyatta ücretsiz değiştirmeyi kabul ettiği; "Yıllık Alım Taahhüdü" başlıklı 11 inci maddesinde, ikinci tarafın yılda … (…) kutu test stripi satın almayı taahhüt ettiği belirlemelerine yer verildiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, …Store adlı şirkete sözleşme konusu ürünlerin Ürdün'de satılması için temsilcilik yetkisi verilmesine ilişkin olarak düzenlendiği anlaşılan ''Temsilcilik Sözleşmesi'' başlıklı kağıdın, 488 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmayıp, ihtiva ettiği tutar üzerinden nispi damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

PDF