Soru - Cevap

Arama

İthal Edilen Mallar İçin Yurtdışı Firma Tarafından Düzenlenen

Gümrük ve Ticaret Bakanlığının resmi olmayan geçici dış ticaret verilerine göre, 2015'te Türkiye'nin ithalat rakamı 207 milyar 61 milyon dolardır. 

Böylesine yüksek rakamlara ulaşan ithalatta uluslararası mevzuatların farklı olmasından dolayı ithalatçı firmalar çeşitli problemlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. 

Bunlardan birisi de ithalatın gerçekleştiği ülke mevzuatı gereği satışı gerçekleştiren firma tarafından, ithalatçı firmaya düzenlenen "Credite Note (Alacak Notu)" düzenlenmesi durumunda ithal edilen malların matrahında meydana gelecek değişiklik nedeniyle oluşan KDV farklılığının ne şekilde düzeltileceğidir. 

Bilindiği üzere KDV Kanunu'nun 35. Maddesi vergi matrahında değişikliğin vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemlere muhatap olan mükellefin indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vukubulduğu dönem içinde düzeltmesi gerektiğini belirtmektedir. 

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 18 Şubat 2013 tarihli ve 39044742-130-206 sayılı özelgesinde; fiili ithal tarihinden sonra gelen fiyat farkları veya alış iskontolarına yönelik düzeltilen KDV'nin, değişikliğin vuku bulduğu dönem beyannamesinde hem ilave edilecek hem de indirilecek KDV olarak beyan edilebileceği belirtilmiştir.

Ödenmeyen Damga Vergisinin Sorumluluğu Kimdedir?

Damga Vergisi Yasası'nın 3. maddesi uyarınca bu verginin mükellefi, kağıtları imza edenlerdir. Taraflar bazen damga vergisine tabi olan kağıtlarla ilgili olarak, verginin bir tarafça üstlenileceği yönünde sözleşmelere özel hükümler koymakta, bunun sonucunda damga vergisinin ödenmemesi halinde mevcut özel hüküm çerçevesinde diğer tarafın sorumlu olacağını ifade etmektedirler.

Vergi Usul Yasası'nın 8. maddesinde "Vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz." denilmektedir. Dolayısıyla özel hukuk çerçevesinde yapılan damga vergisini kimin ödemesi gerektiği hususu vergi dairesini ilgilendirmemektedir.

Diğer yandan, söz Damga Vergisi Yasası’nın 24. maddesi uyarınca ‘’Vergiye tabi kağıtların damga vergisinin ödenmemesinden veya noksan ödenmesinden dolayı alınması lazım gelen vergi ve cezadan, mükelleflere rücu hakkı olmak üzere kağıtları ibraz edenler sorumludur.’’ Yasal düzenleme gereği birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenler müteselsilen sorumludurlar. Sonuç olarak ödenmeyen damga vergisinden tarafların tamamı müteselsilen sorumludur.

Özel Maliyetlerdeki Varlıkların İtfa Süresi Nedir?

Vergi Usul Kanunu’nun(VUK) “Özel Maliyet Bedellerinin İtfası” başlıklı 327. maddesinde; “Gayrimenkullerin, elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının ve gemilerin iktisadî kıymetlerini artıran ve 272 nci maddede yazılı özel maliyet bedelleri, kira veya işletme hakkı süresine göre eşit yüzdelerle itfa edilir. Kira veya işletme hakkı süresi dolmadan, kiralanan veya işletme hakkı alınan şeyin boşaltılması veya işletme hakkının herhangi bir sebepten sona ermesi halinde henüz itfa edilmemiş olan giderler, boşaltma veya hakkın sona erdiği yılda bir defada gider yazılır.”denmektedir. Yukarıdaki madde hükmünden anlaşılacağı gibi özel maliyet bedellerinin itfası kira süresine bağlıdır.

Öte yandan, 1 Sıra No’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinin 264 Özel Maliyetler Hesabının işleyişinde; “Yapılan harcamalar hesaba borç kaydedilir. Bu harcamalar kira süresi içerisinde, kira süresinin beş yıldan fazla olması durumunda da beş yılda eşit tutarlarla, amorti edilir.” denmiştir.

Özel maliyetler VUK hükümlerine göre kira süresi ne ise ona göre itfa edilirken, 1 Sıra No’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde ise 5 yılda itfa edilecektir açıklaması yer almıştır. Burada dikkat edilmesi gereken husus; hukuk kurallarının sıralamasında kanunların önceliği olduğundan VUK hükümleri öncelikle uygulanır.

Alım-Satımın Çeşitli Şekillerine Göre İrsaliye ile İlgili Olarak Yapılacak İşlemler Nelerdir?

Alım-satım şekillerine göre irsaliye ile ilgili yapılması gereken ve önem arz eden durumlar aşağıda ayrı ayrı açıklanmıştır.

a) Alıcıların kimler olacağı ve ne miktarda mal alacakları belli olmayan ve alıcılara iş yerlerinde teslim edilmek üzere, satıcı tarafından kendi nakil vasıtası ile mal gönderilmesi halinde; nakil vasıtasına yüklenen tüm mallar için tek bir sevk irsaliyesi düzenlenmesi ve düzenlenen sevk irsaliyesinin müşterinin adı ve adresi bölümüne “Muhtelif Müşteriler” ibaresi ile nakil vasıtasının plaka numarası ve sürücünün veya araçta bulunan satışa yetkili kimsenin adının yazılması mümkündür. Bu tür sevk irsaliyesi ile alıcılara gönderilen ve alıcının talep ettiği miktarda teslim edilen malların faturaları malın teslimi anında düzenlenecek ve bu faturalara sevk irsaliyesinin numarası kayıt edilecektir. Ayrıca, her satış için sevk irsaliyesi düzenlenmeyecek, ancak faturaya işyerinde teslim edildiğine ilişkin şerh verilecektir. Bu şekilde düzenlenmiş sevk irsaliyesi ile sevk edilen mallar için yedi günlük süre beklenilmeksizin faturanın malın teslimi anında düzenlenmesi zorunludur. Perakende satışlarda ise perakende satış fişinin malın teslimi anında düzenleneceği esasen tabiidir. Bir işyeri ve deposu bulunmadan Pazar takibi veya köy – köy kendi namına taşıtıyla emtia satan kimselerin yukarıda belirtildiği şekilde sevk irsaliyesi düzenlemeleri ve taşıtlarında bulundurmaları, malın teslimi anında ise fatura veya perakende satış fişi düzenlemeleri gerekmektedir. Diğer taraftan, faturanın malın teslimi anında düzenlenmesi şartıyla önceden tek bir sevk irsaliyesi düzenlenebilmesi imkanı tanınan mükelleflerin, faturayı anında düzenlemeyip daha sonra yedi günlük süre içinde düzenlemek istemeleri halinde belirtilen kolaylıktan yararlanmaları mümkün bulunmamaktadır. Bu takdirde genel esaslara göre malın sevki anında her alıcı için ayrı birer sevk irsaliyesi düzenlenmesi gerekmektedir.

b) Satılan mallara ilişkin faturaların malın tesliminden önce düzenlendiği ve malın daha sonra sevk edildiği durumlarda; faturayı düzenleyenler faturada malın daha sonra sevk edileceğini belirteceklerdir. Faturada bulunması gereken malın teslim tarihi ve irsaliye numarası ise, malın tesliminden sonra alıcı ve satıcı kendilerinde kalan sevk irsaliyesinden faydalanarak faturaya şerh verecekler, fatura ve sevk irsaliyesi arasında uyumu sağlayacaklardır.

c) Bazı mükelleflerin başka mükelleflere teslim edilmek üzere üçüncü şahıslara talimat vererek mal sevkettirmesi durumunda sevk irsaliyesi aşağıdaki örnekte açıklandığı şekilde düzenlenecektir.

Örnek: Toptancı ( A ), müşterisi olan perakendeci ( C ) ye teslim edilmek üzere imalatçı ( B ) ye talimat vererek kendi adına mal sevkiyatı yapılmasını istemektedir. Bu örnekte ( C ) ye karşı esas satıcı ( A ) dır. ( B ) ise ( A ) ya karşı satıcı durumundadır. Ancak, malı ( A ) yerine ( C ) ye teslim etmektedir. Buna göre, malın alıcı ( C ) ye teslim edilmek üzere ( B ) tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde ( B ), bir nüshası kendinde kalacak ve diğer nüshası ( C ) ye gönderilecek şekilde sevk irsaliyesi düzenleyecek ayrıca kendinde kalan nüshasının bir (örneğini) fotokopisini de ( A ) ya gönderecektir. Sevk irsaliyesinin müşteriler bölümüne ise “( A ) adına ( C ) ye teslim edilmek üzere” ibaresini yazacaktır. Daha sonra ( B ) tarafından ( A ) ya ve ( A ) tarafından da ( C ) ye düzenlenecek satış faturalarına, (B ) tarafından düzenlenmiş sevk irsaliyesinin tarih ve numarası yazılmak suretiyle, mal alım - satımına ilişkin belgeler düzenlenmiş olacaktır.

d) Mükelleflerin, yarı mamül veya mamul mallarını, bazı işlemler yapılmak üzere, diğer mükelleflere göndermeleri ve bu mükelleflerden malları geri getirmeleri durumunda götürülen ve geri getirilen mallar için gidiş ve geliş taşımaları sırasında ayrı ayrı sevk irsaliyesi düzenlemeleri zorunludur. Malların götürülmesinde düzenlenecek sevk irsaliyelerinin müşteriler bölümüne işlemi yapacak kimsenin adı ve soyadı, varsa ticaret ünvanı, vergi dairesi ve hesap numarası ile, yapılacak işin türü (Mesela: “Boyatılmak, tamir ettirilmek, parça değiştirmek, işlemek üzere” şeklinde bir ibare) yazılacak, işlem gördükten sonra malın tekrar taşınmasında düzenlenecek sevk irsaliyelerinin müşteriler bölümüne ise, işlem türü ile işlemi yapana ilişkin bilgiler yazılacaktır.

e) Numune üzerine veya tecrübe ve muayene şartıyla satım yapılmak üzere mal sevkiyatı yapılması halinde sevk edilen mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmesi zorunludur. Bu tür sevkiyatlarda, malı satıcı taşıyorsa irsaliye satıcı tarafından, alıcı taşıyor veya taşıtıyorsa irsaliye alıcı tarafından düzenlenecektir. Ancak, kabule bağlı olan ve bunun için yazılı sözleşme bulunan bu tür satışlarda, fatura düzenlenmesindeki yedi günlük sürenin kabul tarihinden itibaren başlayacağı tabiidir.

f) Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden, götürü usulde vergilendirilen mükellefler ve vergiden muaf esnaf tarafından satın alınan malın alıcı tarafından taşınmasında sevk irsaliyesi aranmayacak, ancak fatura malın satıldığı anda satıcı tarafından düzenlenecektir. Satıcı tarafından satış anında düzenlenecek faturaya alıcı tarafından taşındığı şerhi konulacak ve taşımalar sırasında yetkililerce istenildiğinde ibraz edilecektir.

g) Bir mükellefe ait merkez, şube, ambar gibi birden fazla işyerinin bulunması ve bu yerlerden diğerine mal naklinde sevk irsaliyesi düzenlenmesi gerekmektedir. Bu taşımalarda müşteri adı yerine “Dahili Sevkiyat” tabiri kullanılmalı ve malın nereden nereye götürüldüğü belirtilmelidir.

h) Emtianın satılmak üzere bir komisyoncuya (Konsinye) gönderilmesi halinde, “konsinye amaçlı teslim edilmiştir” ibaresi yazılmak suretiyle sevk irsaliyesi düzenlenmesi gerekmektedir. Burada sevk edilen malın faturası, V.U.K.’daki 7 günlük süreye bağlı olmaksızın, komisyoncu (konsinye) tarafından satıldığı (alıcısına teslim edildiği) zaman düzenlenecektir.

Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanma Mecburiyetine Uymayanlardan Alınan PSF’lerin Gelir/Kurumlar Vergisi ve KDV Karşısındaki Durumu

Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanma Mecburiyetine Uymayanlardan Alınan PSF’lerin Gelir/Kurumlar Vergisi ve KDV Karşısındaki Durumu

15.06.2013 tarihinde yürürlüğü giren 426 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu(VUK) Genel Tebliği ile yeni nesil ödeme kaydedici cihazların, kimler tarafından kullanılacağı, kullanıma hangi tarihlerde başlanacağı, teknik bilgiler ve uyulmaması konusunda uygulanacak cezalar belirlenmiştir.

Tebliğin “Cezai Müeyyide” başlıklı 8.bölümünde; “Bu Tebliğde belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket eden mükellefler ve yeni nesil ödeme kaydedici cihaz üreticileri veya ithalatçıları hakkında Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinde yer alan hükümler uygulanır.” açıklamasına yer verilmiştir. Bu açıklamalar neticesinde ilgili tarihler içerisinde yeni nesil ödeme kaydedici cihaz kullanmayan mükelleflerle ilgili; Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 1.1.2016 itibariyle 1.370,00 TL, İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basit usulde tespit edilenler hakkında  1.1.2016 itibariyle 690,00 TL ve bunların dışında kalanlar hakkında 1.1.2016 itibariyle 340,00 TL özel usulsüzlük cezası kesilir.

Ancak Tebliğde yeni nesil ödeme kaydedici cihazları kullanma mecburiyetine uymayanlardan alım yapmış mükellefin, bu perakende satış fişlerini ticari kazancın tespitinde gider olarak ve KDV’sinin indirim olarak ele alınabilirliği yer almamıştır.

İlgili Tebliğde bu durumla ilgili herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Tebliğ ve VUK incelendiğinde yeni nesil ödeme kaydedici cihazları kullanma mecburiyetine uymayanların kestikleri perakende satış fişlerinin durumu ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. VUK’un 353. maddesinin 2. Bendinde; “Perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin; düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının, düzenlenen belgelerin aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiğinin veya gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespiti halinde, her bir belge için (460 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2016'dan itibaren 210 -TL) özel uzulsüzlük cezası kesilir.” hükmü yer almaktadır. Ayrıca aynı maddenin 3.bendinde “…almadıklarının tespit edilmesi halinde, bunlara bu maddenin 2 numaralı bendinde belirtilen cezanın beşte biri kadar özel usulsüzlük cezası kesilir” hükmü yer almaktadır. Yeni nesil ödeme kaydedici cihazları kullanma mecburiyetine uymayan mükellefleri ve bunlardan alım yapan mükellefleri bu hükümler çerçevesinde değerlendirmek uygun olmayacaktır. Çünkü VUK 426 sıra numaralı Tebliğde ceza hükümleriyle ilgili yalnızca “belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket eden” mükelleflere ceza öngörülmüştür.

Kanaatimiz, yeni nesil ödeme kaydedici cihazları kullanma mecburiyetine uymayanlardan alım yapmış mükelleflerin bu PSF’leri gider unsuru olarak ele alıp PSF’de ayrıca belirtilen KDV tutarlarını indirim konusu yapılması yönündedir. Ancak konuyla ilgili yasal düzenleme bulunmadığından, idareden özelge talep etmek yerinde olacaktır.

Yapılan Sözleşmeye İstinaden Ödenen Cezaların Vergisel Durumu nedir?

Kurumlar Vergisi Yönünden;

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Safi kurum kazancı” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı; ikinci fıkrasında ise safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ncı maddesinde safi kazancın tespitinde indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup anılan maddenin (3) numaralı bendinde işle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılabileceği, aynı Kanunun 41’nci maddesinin (6) numaralı bendinde ise her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatların (akitlerde ceza şartı olarak derpiş edilen tazminatlar cezai mahiyette tazminat sayılmaz.) gider olarak indirilmesinin kabul edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısı ile sözleşmeye istinaden yapılan ceza ödemelerinin dönem kazancından indirilmesi mümkündür. 

Katma Değer Vergisi Yönünden;

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1 inci maddesinde; Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin Katma Değer Vergisi’ne tabi olduğu hükmüne, aynı Kanunun 24’ncü maddesi ile de Katma Değer Vergisi matrahına dâhil olan unsurlara yer verilmiştir. Bu itibarla, bir mal teslimi veya hizmetin karşılığını teşkil etmeyen veya buna bağlı olarak ortaya çıkmayan dolayısıyla malın süresinde teslim edilmemesi nedeniyle sadece sözleşme şartlarına uyulmaması sonucu ortaya çıkan tazminatlar Katma Değer Vergisi’nin konusuna girmediğinden, tazminat tutarı üzerinden katma değer vergisi hesaplanması söz konusu olmayacaktır. 

Vergi Usul Kanunu Yönünden;

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227’nci maddesinde; bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükme bağlanmış, 229’ncu maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmış, 232’nci maddesinde de fatura kullanmak mecburiyetinde olanlar sayılmıştır. Aynı Kanunun 242’nci maddesinde ise; “Tüccarlar evvelki maddelerin dışında kalan ve bir hüküm ifade eden veya icabında bir hakkın ispatına delil olarak kullanılabilen mukavelename, taahhütname, kefaletname, mahkeme ilamları gibi hukuki vesikalarla ihbarname, karar örnekleri, vergi makbuzları gibi vergi evrakını dosyada muhafaza etmeye mecburdurlar.” hükmüne yer verilmiştir. Dolayısı ile sözleşmeye istinaden ödenen ceza tutarları karşılığında fatura düzenlenmesi mümkündür. Fatura düzenlenmediği durumlarda ödemenin, söz konusu sözleşme, ödemeye dair makbuz, dekont vb. evrak ile tevsik edilmesi gerekmekte olup bu belgelerin muhafaza zorunludur. 

Forward Sözleşmesi Nedir? Dönem Sonunda Değerleme Yapılır mı?

Forward sözleşmesi, taraflardan birinin sözleşmeye konu olan finansal varlığı sözleşmede belirlenen fiyat üzerinden gelecekteki belirli bir tarihte satın almasını, karşı tarafın da sözleşmeye konu finansal varlığı satmasını şart koşan bir sözleşme türüdür. 5 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde forward sözleşmeleri ile ilgili aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir.

“Forward işlemi esas itibarıyla, bir "taahhüt" niteliğinde olduğundan ve gelirin elde edilmesi sözleşmenin sonuçlandırılması ile gerçekleştiğinden, vadeye kadar dönem içinde yapılan değerlemelerin (reeskont işlemlerinin) kurum kazancı ile ilişkilendirilmemesi gerekir. Kurum kazancına dahil edilecek kâr veya zararın vade sonunda tespit edilmesi gerekmektedir.”

Açıklamadan anlaşıldığı üzere, forward işlemi yapanların işlem gerçekleşmeden herhangi bir değerleme yapmalarına gerek yoktur.

Örtülü Sermaye Nedir?

Kurumların ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.

Ortak veya ortaklarla ilişkili kişiler arasında banka veya benzeri finans kurumlarının bulunması halinde yapılan borçlanmaların %50’si dikkate alınır. Diğer bir ifade ile bu türden ilişkili kurumlardan yapılan borçlanmalarda, borçlanılan tutarın örtülü sermaye kapsamında değerlendirilebilmesi için öz sermayenin altı katını aşması gerekir. Örtülü sermaye uygulamasında;

-Ortakla ilişkili kişi, ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az %10 oranında ortağı olduğu veya en az bu oranda oy ya da kâr payı hakkına sahip hisselerinin en %10’unu elinde bulunduran bir gerçek kişi veya kurumu,

-Öz sermaye, hesap dönemi başındaki öz sermayeyi,

ifade etmektedir.

Örtülü sermayenin söz konusu olabilmesi için borcun işletmede kullanılmış olması, borca bir faiz işletilmesi veya döviz cinsinden ise kur farkı doğması ve borçlanılan tutarların borçlu kurumun dönem başı öz sermayenin üç katını aşması gerekir.

Örtülü sermaye kapsamında değerlendirilen borçlanmaya tekabül eden faiz ve kur farkları, öz sermayenin üç katını aştığı tarih itibariyle borcu verene dağıtılan kâr payı sayılmaktadır. Bu kapsamda örtülü sermayeye tekabül eden faiz ve kur farkları borcu veren açısından gelir olmaktan çıkmakta ve temettü geliri kabul edilmektedir. Borcu alan açısından ise katlanılan faiz ve kur farkı giderleri Kanunen Kabul Edilmeyen Gider olarak işlem görmelidir. 

İhraç Kayıtlı Teslimlerde Süresinde Gerçekleşmeyen İhracat Dolayısı ile Tecil Edilen KDV’nin Durumu

İmalatçıların ve ihracatçıların aralarında sözleşme yapmaları ve bu sözleşmelerde ihraç kaydıyla teslim edilen malların müteakip ay başından itibaren 3 aylık süre içinde ihraç edilmemesi ve tecil edilen KDV’nin gecikme zammı veya tecil faizi ile birlikte vergi dairesine ödenmesi halinde, ödenen KDV ve buna ilişkin tecil faizi ve/veya gecikme zammının ihracatçılara yansıtılabileceğine dair maddeler ihdas edilmesi gerekir. 

    İhracatın süresinde gerçekleşmediği durumlarda, işlemin yurt içi satış gibi mütaâla edilmesi, yansıtma işlemlerinde tecil edilen KDV ile birlikte ihracatçıdan alınmayan KDV’nin de dikkate alınması gerekir. 

    Yansıtmanın fatura ile yapılması, fatura üzerinde teslime ilişkin kaynak fatura ile illiyet kurulması, ödenen KDV ve gecikme zammına faturada yer verilmesi gerekir. Tecil faizi ve/veya gecikme zammı üzerinden KDV hesaplanmasına –teslim veya ifa söz konusu olmadığından- gerek bulunmamaktadır. 

    Gecikme zammı ile birlikte ödenen KDV tutarı aşağıdaki şekilde kayıtlanabilir.

 

    1- İmalatçı açısından:

    -------------------------------------------------------------------------------

    392 DİĞER KDV                                          

   360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR               

    -------------------------------------------------------------------------------

    360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR   

    689 OLAĞAN DIŞI GİD. ZARAR               

   100 KASA  / 102 BANKA                                                   

    -------------------------------------------------------------------------------

    120 ALICILAR                                           

    136 DİĞER ÇEŞİTLİ ALACAKLAR                    

    679 DİĞ. O.DIŞI GELİR VE KARLAR                   

    -------------------------------------------------------------------------------

   

    2- İhracatçı açısından:

    -------------------------------------------------------------------------------

    191 İNDİRİLECEK KDV                         

    689 DİĞER O.DIŞI GİD. VE ZARAR         

   320 SATICILAR                                            

    -------------------------------------------------------------------------------

Temsil Ağırlama Harcamalarında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Temsil ve ağırlama harcamalarının, Gelir Vergisi Kanununun 40/1. maddesine göre gider olarak dikkate alınabilmesi için; 

1-      Şirket faaliyetleri ile ilgili olması,

2-      Yapıldığı kişi veya kişilerin firma ile ilişkisi bulunması, 

gerekmektedir. 

    Dolayısıyla bu giderlerin her şeyden önce işletme sahibi veya sahiplerinin şahsi ihtiyaçlarını tatmine yönelik olmaması gerekmektedir. Bunun için temsil ve ağırlama giderlerinin kimin için ve neden yapıldığının belli olması zorunluluktur. İlliyet bağının ispatı mükellefe aittir. 

    Bu doğrultuda, temsil ağırlama harcamalarının (yemek vb) herhangi bir vergi incelemesi sırasında, inceleme elemanına ibraz edilecek faturayla tevsik edilmesi ve bu faturalarda harcamaların; 

1-      Kimler için,

2-      Nerede,

3-      Ne zaman,

4-      Ne maksatla, 

harcanmış olduğunun izah edilmesi gerekmektedir. 

    Aksi halde, gider olarak kabul edilmeyen bu ödemelere ilişkin KDV, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 30/d maddesine göre indirim konusu yapılamayacaktır.

Vergisiz Birleşmede Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Nelerdir?

Vergisiz birleşmeler (devir yoluyla birleşmeler) ile ilgili önemli hususlar aşağıda maddeler halinde sıralanmıştır. 

  • Şirket yetkili kurulunun devre ilişkin kararının Ticaret Sicilinde tescil edildiği tarih, devir tarihidir.
  • Birleşme sonucunda infisah eden kurum ile birleşilen kurumun kanunî veya iş merkezlerinin Türkiye'de bulunması gerekmektedir.
  • Münfesih kurumun devir tarihindeki bilânço değerlerinin, birleşilen kurum tarafından bir bütün halinde devralınması ve aynen bilânçosuna geçirilmesi gerekmektedir.
  • Dönem başından devir tarihine kadarki kurumlar vergisi beyannamesi ile eğer verilmemiş ise önceki döneme ait kurumlar vergisi beyannamesinin hazırlanarak birleşmenin Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde münfesih kurumun bağlı bulunduğu vergi dairesine verilmelidir.
  • Beyannameler, münfesih kurum ile birleşilen kurum tarafından müştereken imzalanacaktır.
  • Devir tarihinden sonraki işlemler devralan kurum bünyesinde vergilendirilecektir.
  • Birleşilen kurum, münfesih kurumun birleşme sebebiyle verilecek olan kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde vereceği bir taahhütname ile münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini taahhüt edecektir.
  • Geçici vergi beyannamesinin verilme süresinden önce aynı döneme ilişkin olarak birleşme işlemleri nedeniyle kurumlar vergisi beyannamesi verilmesi halinde, bu dönem için ayrıca geçici vergi beyannamesi verilmeyecektir.
  • Birleşme nedeniyle münfesih hale gelen kurumun, devir tarihine kadar ödediği geçici vergiler, devir öncesi kazanç üzerinden hesaplanacak kurumlar vergisinden mahsup edilebilecektir. Mahsup edilemeyen tutarın kalması halinde, bu tutar birleşilen kurumun kurumlar vergisinden mahsup edilecektir.
  • Münfesih kurum adına tahakkuk eden Kurumlar Vergisi, devralan veya birleşilen kurumun devir veya bölünmenin gerçekleştiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın sonuna kadar birleşilen kurumlarca ödenir.
  • Tüm aktif ve pasifiyle birlikte kül halinde devralınan bir şirketin devir tarihi itibariyle öz sermaye tutarını geçmeyen zararlarının indirim konusu yapılması mümkündür. (devrolan şirketin son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş olması ve söz konusu kurumun faaliyetine devrin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az beş yıl süreyle devam etmesi kaydıyla).
  • Devralınan şirketin devir tarihine kadar olan kıst dönem faaliyet zararının da aynı şekilde devralan kurum kazancından indirilmesi mümkündür.
  • Münfesih kurum kıst dönemde zararlıysa KV beyannamesinde zararın hangi yıla ilişkin olduğu belirtilememektedir. Bu durumda kanaatimizce bir önceki yıl belirtilebilir.
  • Birleşme neticesinde yeni bir işverene dahil olma söz konusu olduğundan aynı ay içerisinde çalıştığı işverenden ayrılarak başka bir işveren nezdinde çalışmaya başlayan ücretlinin, eski veya yeni işvereninden yalnızca biri vasıtasıyla asgari geçim indiriminden faydalanması gerekmekte olup, aynı ay içerisinde hem eski hem de yeni işvereni vasıtasıyla asgari geçim indiriminden faydalanması mümkün değildir.
  • Birleşmelerde devrolan firmalara ait devreden katma değer vergisi, devralan firma tarafından indirim konusu yapılıp “bu döneme ait indirilecek KDV” satırında gösterilebilir.
  • Birleşmeye esas alınan bilanço tarihi ile birleşmenin tescil edildiği gün arasında 6 aydan fazla süre geçmiş yada şirket varlıklarında önemli değişiklikler meydana gelmiş ise birleşmeye esas almak üzere ara bilanço çıkarmak zorunludur.
  • Birleşmeye esas alınan bilanço birleşmenin şartlarının ve çıkarılacak pay durumunun belirlenmesin yöneliktir. Bu bilanço birleşilen kuruma aynen aktarılmayacaktır. Birleşmenin tescil edildiği günün bilançosu kül halinde devrolacaktır. Çünkü birleşme işlemlerinin yapıldığı süreçte şirket faaliyetleri nedeniyle bilançoda değişiklikler meydana gelecektir. Bu şekilde ara süreçte meydana gelen değişiklikler de birleşilen şirkete yansıyacak olup ayrıca bir muhasebe kaydı yapılmasına gerek kalmayacaktır.
  • Elektronik fatura ve elektronik defter uygulamasına geçme zorunluluğu getirilen mükellefler; tam bölünme, birleşme (devralma şeklinde birleşme ve yeni kuruluş şeklinde birleşme) veya tür (nev'i) değişikliğine gitmeleri halinde devrolunan veya birleşilen tüzel kişi mükellefler ile tam bölünme veya tür (nev'i) değişikliği sonucunda ortaya çıkan yeni tüzel kişi mükellefler de e-Fatura uygulamasına geçmek ve elektronik defter tutmak zorundadır. Bu durumda uygulamalara geçme süresi hiçbir koşulda işlemin ticaret siciline tescil tarihini izleyen ayın başından itibaren 3 ayı geçemez.
  • Tescil tarihine kadar her bir şirket ayrı ayrı defter tutacaktır. Tescil tarihi itibariyle bütün hesaplar kül halinde aktarıldıktan sonra birleşilen şirket defterinde kayıtlar tutulmaya başlanacaktır.
  • Yeminli mali müşavir; tasdik raporunu, kıst dönem Kurumlar Vergisi beyannamesinin verilme süresini takip eden en geç iki ay içinde ilgili vergi dairesine verecekt
Yedek Parçalarda Muhasebeleştirme ve Amortisman Ayırma Esasları

TMS 16 maddi duran varlıklar standardına göre; yedek parçaların muhasebeleştirilmesinde üç durum söz konusudur. 

1-      Bir işletmenin bir dönemden fazla kullanmayı beklediği önemli yedek parça ve yedek malzemeleri maddi duran varlık olarak değerlendirilir.

2-      Yedek parça ve bakım malzemeleri sadece bir maddi duran varlık kalemiyle ilişkili olarak kullanılabiliyorsa, maddi duran varlık olarak değerlendirilir.

3-      Herhangi bir maddi duran varlıkla ilişkili olmayan ve bir dönemden fazla kullanılmayan yedek parça ve bakım malzemeleri stoklarda izlenir ve kullanıldıklarında gelir tablosuna yansıtılır. 

    Vergi Usul Kanununa göre ise normal tamir ve bakım giderleri kapsamında alınmış olan yedek parçaların doğrudan giderleştirilmesi mümkündür. İktisadi kıymetin değerini artıran veya ömrünü uzatan yedek parçalar ise VUK’nun 313. maddesinde yer alan tutarı aştığı takdirde aktifleştirilmelidir. 

    Buna göre kapasite genişletmek yada iktisadi kıymet artırmak amacıyla yapılan giderler VUK’nun 272. maddesine göre ilgili iktisadi kıymetin maliyetine dahil edilmelidir. Bu kapsamdaki yedek parçaları asıl iktisadi kıymetten ayrı tutmak mümkün değildir. 

    VUK’nun 320. maddesinde; Amortisman süresinin kıymetlerin aktife girdiği yıldan başlayacağı hükmü yer almaktadır. 

    Tesis makine ve cihazlarda amortisman ayrılabilmesi için söz konusu makinenin montajının yapılıp kullanıma hazır hale getirilmesi gerektiğine yönelik hesap uzmanları kurulu danışma komisyonu kararı mevcut. Ancak yedek parçalar ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. 

    Kanaatimce yedek parçanın makineye takılmasına gerek olmadan, ihtiyatlılık gereği kullanıma hazır bulundurulduğu, bilanço ve envanter listesinde gösterilmeye başladığı dönemden itibaren itfa edilmeye başlanmalıdır. 

    Yedek parçalar ile ilgili olarak 10/04/2014 tarih ve 64597866-105[272-2014]-43 sayılı özelgede yer alan ifade aşağıdaki gibidir. 

“…… şirketinizin işletmede kullandığı yedek parçaların ömürlerinin 1 yıldan fazla olması, yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunması ve değerlerinin 800 TL'yi aşması halinde amortismana tabi olacaklardır. Değeri 800 TL'yi (2014 İçin) aşmayan yedek parça niteliğindeki iktisadi kıymetler ise gider olarak kaydedilecektir. 

Diğer taraftan, işletmede kullanılan tesis, cihaz ve makinelerin arızalanması durumunda yedek olarak kullanıma hazır halde bulunan iktisadi kıymetler, iktisadi kıymetin ilk alındığı sıradaki beklenen ömrünü uzatmak amacıyla yapılan giderler olduğundan, aktifleştirildikleri yıldan başlayarak iktisadi kıymet için belirlenen oran ve süreye göre amortismana tabi tutulacaklardır.

    Buna göre yedek parçalar için ayrı bir faydalı ömür sözkonusu olmayacak, hangi iktisadi kıymet için alındıysa, o iktisadi kıymet için belirlenen oran ve süreye göre itfa edilecektir. 

    Diğer bir önemli husus iktisadi kıymetin kalan ömrünün mü yoksa toplam ömrünün mü dikkate alınacağıdır. Kanaatimizce iktisadi kıymetin kalan ömrü dikkate alınmalıdır. Ancak iktisadi kıymetin faydalı ömrünü uzatacak nitelikte bir yedek parça için toplam ömrün dikkate alınması gerektiği yönünde görüşler de mevcuttur. 

    Vergi uygulaması açısından aktifleştirilen yedek parçanın birden fazla makinede kullanılmasının mümkün olması durumunda, Kullanılma ihtimali yüksek olan bir tanesinin dikkate alınabileceği kanaatindeyiz.

    Yedek parçalar önceki yıllarda alınmış ve kullanılmadığı için amortismana tabi tutulmamış ise ilgili dönemlerde ayrılmayan amortismanlar için hak kaybedilmiş olacaktır. Bunlar gider yazılamayacaktır. Ancak kalan sürelerde amortisman ayrılabilecektir.

Ek:

1-      10.04.2014 tarih ve 64597866-105[272-2014]-43 sayılı özelge  

Fındık Teslimlerinde KDV Oranı Kaçtır?

Fındık teslimleri I sayılı listenin 1. Sırasında yer almakta olup; ithal ve toptan teslimlerinde % 1, perakende teslimlerinde % 8 oranında KDV'ye tabidir. 

    Bu oran katkı maddesi ihtiva etmeyen TGTC'nin 20.08 tarife pozisyonunda yer alan kavrulmuş, kıyılmış, beyazlatılmış fındıklar içinde geçerlidir. Çünkü II sayılı listenin A bölümünün sonunda “Bu bölümdeki malların  (I) sayılı listede de yer alması halinde, (I) sayılı listede belirlenen oranlar uygulanır. “ ifadesi yer almaktadır. 

    Ancak 20.08 tarife pozisyonunda sayılan fındık ürünlerinden katkı maddesi içerenler II sayılı listenin "A" bölümünün 16. sırasında (20 no.lu fasılında yer alan mallar) sayıldığından % 8 oranında KDV’ye tabidir. Buna göre fındık krokan, soslu fındık ve zarlı tuzlu fındık ihtiva ettikleri katkı maddeleri 20.08 tarife pozisyonu kapsamında olduğundan, teslimi % 8 oranında KDV ye tabidir. 

    11.06 tarife pozisyonunda yer alan fındık unu ve ezmelerinden katkı maddesi ihtiva etmeyenler I sayılı listenin 1. Sırası kapsamında değerlendirilecek, ithal ve toptan teslimlerinde % 1, perakende teslimlerinde % 8 oranında KDV'ye tabi tutulacaktır. 

    Fındık unu ve ezmelerinin katkı maddesi ihtiva edenler ise II sayılı listenin "A" bölümünün 9. sırasında (11 no.lu fasılında yer alan mallar) sayıldığından % 8 oranında KDV’ye tabidir. 

    Buna göre paketlenmiş kırık fındık, ürünlerden ayrı olarak satılıyor ise ve katkı maddesi içermiyor ise % 1 KDV, katkı maddesi içeriyor ise % 8 KDV’ye tabidir. 

    Ancak paketlenmiş kırık fındık, ürünlerden ayrı satılmıyor ve ilgili ürünün cüz’ünü teşkil ediyor ise söz konusu ürünün tabi olduğu KDV oranından işlem görecektir. 

    Fındığın çikolata ile kaplanması halinde yeni bir ürün elde edilmiş olacağından KDV Kanununa ekli listelerde yer almadığından genel oran (% 18) geçerli olacaktır. 

Ekler:

1-            20.11.2007 tarih ve B.07.1.GİB.0.01.55/5528-2513 /103153 Sayılı özelge

2-            27.03.2013 tarih ve 97677631-043-8-9 sayılı özelge 

Tür Değişikliğinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Nelerdir?
  • Tür değişikliği bir ticari organizasyonun hukuki yapısının değişmesidir.
  • Tür değiştirme yeni bir şirketin kurulması suretiyle gerçekleştirilir. Bunun için yeni türün kuruluşuna ilişkin hükümler uygulanır.
  • Tür değiştiren yeni şirket eskisinin devamıdır.
  • Tür değiştirmelerinde

­    Şahıs işletmeleri ticaret şirketlerine

­    Şahıs şirketleri sermaye şirketlerine

­    Sermaye şirketleri de birbirine dönüşümü mümkündür.

  • Bilanço kalemleri yeni tür kurulan şirketin bilançosuna aynen geçirilir.
  • Bilanço günüyle tür değiştirme raporunun düzenlendiği tarih arasında altı aydan fazla zaman geçmiş ise veya son bilançonun çıkarıldığı tarihten itibaren şirketin malvarlığında önemli değişiklikler meydana gelmiş ise tür değişikliği için yeni bir ara bilanço çıkarılması gerekmektedir.
  • Tür değiştirmede ortakların şirket şirket payları ve hakları korunmalıdır.
  • Tür değiştirmede sermaye unsurlarının (Geçmiş yıl karları, kıst-cari dönem net karı, enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan öz kaynak unsurları, Özel fonlar, serbest yedek akçeler) ödenmiş sermayeye eklenmesi mümkündür. Ancak, kanuni yedek akçelerin sadece ödenmiş sermayenin %50 sini aşan kısmı sermayeye eklenebilir. Bu tutarın altındaki kanuni yedek akçelerin ödenmiş sermayeye eklenmesi mümkün değildir. Ayrıca yenileme fonunun sermayeye eklenmesi de mümkün değildir.
  • Şirket ortakları ile üçüncü şahısların şirketten olan vadesi gelmiş alacakları sermayeye ilave edilebilir.
  • Tür değiştirme işlemlerinde yeni tür şirketin esas sözleşmesinde üç hususun belirtilmesi zorunludur.

­    TTK’nun 180 ila 193. maddelerine göre tür değişmesi suretiyle kurulduğu ve eski şirketin devamı olduğu,

­    Sermayenin eski şirketin ödenmiş sermayesinden karşılandığı, limited şirketin bütün aktif ve pasifi ile birlikte yeni şirkete devrolduğu,

­    Tür değişikliğinin 5520 sayılı kurumlar vergisi kanununa göre devir hükmünde olduğu,

  • Tür değişikliği yapacak limited şirketin öz sermayesi A.Ş. için geçerli en az sermaye tutarının (50.000,00) altındaysa tür değişikliği mümkün değildir. Ancak eş zamanlı olarak sermaye taahhüt edilmesi halinde tür değişikliği mümkündür.
  • Kurulacak şirket Anonim şirket ise nakden taahhüt edilen payların itibari değerinin en az % 25 i tescilden önce kalanı tescilden sonraki 24 ay içinde ödenmelidir. Limited şirkette ise taahhüt edilen sermayenin tamamı tescilden önce ödenmelidir.
  • Şirket ortaklarının üçüncü kişilerden olan alacaklarını veya ayni sermaye niteliğindeki malvarlıklarını sermaye olarak koymaları halinde, ayni sermayenin asliye ticaret mahkemesi tarafından atanan bilirkişi marifetiyle değerinin biçilmesi gerekmektedir.
  • Şirket ortaklarının şirketten olan vadesi gelmiş alacaklar ayni değil nakdi değerdir. Bu nedenle meslek mensubunun raporunda işlemesi yeterli olup mahkeme tarafından bilirkişi tayinine gerek bulunmamaktadır.
  • Tür değiştirecek şirketin ödenmemiş sermayesi öz varlığın hesaplamasında dikkate alınmaz. Ödenmiş sermaye yeni şirkete aktarılır. Ancak önceki şirkette taahhüt edilen ve süresi geçmemiş taahhüt borcu yeni şirkette de aynen devam eder.
  • Kurumların tür değişikliğinden doğan karları, KVK’nun 19/2 ve 20. maddelerindeki şartların gerçekleşmesi halinde vergilendirilmez. Sadece tür değişikliği tarihine kadar elde edilen kazançlar vergilendirilir.
  • Şahıs işletmeleri ile şahıs şirketlerinin sermaye şirketlerine GVK’nın 81. maddesindeki şartlar dahilinde devrolunması  (tür değiştirmesi) halinde tür değişikliğinden doğan kazanç hesaplanmaz ve vergilendirilmez.
  • Ara bilanço esas alınacak ise bütün dönem sonu değerlemeleri amortismanlar dahil yapılmalıdır.
  • Amortismanlar her iki tarafta da (devrolan/devralan) kıst dönem esasına göre ayrılmalıdır. Ayrıca yeni şirkette ATİK’lerin kalan ömrü dikkate alınarak amortisman ayrılmalıdır. Yeni bir iktisadi kıymet olarak dikkate alınamaz.
  • Tür değişen şirket değişiklik vukuu bulmadan önce kullanacağı defterleri tasdik ettirmek zorundadır.
Akıllı cep telefonlarına uygulanacak amortisman oranı ?

365 seri nolu VUK Genel Tebliğinde cep telefonu için amortisman süresi 3 yıl olarak belirlenmiştir. Ancak Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının 11.12.2007 tarih ve B.07.1.GİB.0.04.99.16.01./01-MUK-53 sayılı özelgesiyle, akıllı telefonlar el bilgisayarı olarak kabul edilmiş ve amortisman süresi 4 yıl olarak ele alınması belirlenmiştir.

Ayrıca 27/03/2013 tarihinde yayımlanan 425 seri numaralı VUK Genel Tebliğinde özelgelerin talep eden mükelleflere özel olduğu anlayışı bırakılmış ve Gelir İdaresi Başkanlığınca diğer mükelleflere verilmiş özelgelerin de vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar açısından bağlayıcı olacağı açıklanmıştır. Bu sebeple akıllı telefon (PDA) diye adlandırılan cihazlar için faydalı ömrün 4 yıl olarak ele alınması gerekmektedir.

Yıllara Yaygın İnşaat Ve Onarım İşleri Nasıl Vergilendirilir?

Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşinin Özellikleri 

    Bir yıldan fazla süren (birden fazla takvim yılına yaygın) inşaat ve onarım işlerinden elde edilen kazançlar işin bitiminde tespit edilir, tamamı o yılın geliri sayılarak takip eden yılın Mart ayının 25. günü akşamına kadar (01-25 Mart) beyan edilir. 

    Bir işin yıllara yaygın inşaat ve onarım işi kapsamında değerlendirilebilmesi için aşağıdaki koşulları taşıması gerekmektedir: 

  • Faaliyet konusu iş, inşaat ve onarım işi olmalıdır.
  • İnşaat ve onarım işi başkalarının hesabına ve taahhüde bağlı olarak yapılmalıdır.
  • İnşaat ve onarım işi birden fazla takvim yılına sirayet etmelidir. 

    Yıllara yaygın inşaat ve onarım işi kapsamına giren işlerde, inşaat ve onarım işinin başlangıç ve bitim tarihi önem arz etmektedir. Bu çerçevede; 

  • Yapılan sözleşmede yapılacak işin yer teslimi öngörülmüş ise yerin teslim edildiği tarih,
  • Sözleşmede yer teslim tarihi belirtilmemiş ise sözleşmede belirtilen işin başlangıç tarihi,
  • Sözleşmede bunların hiçbiri belirtilmemiş ise sözleşme tarihi, 

    işin başlangıç tarihi olarak kabul edilir. Ayrıca, 

  • Geçici ve kesin kabule tabi olan işlerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın onaylandığı tarih,
  • Geçici ve kesin kabul usulüne tabi olmayan işlerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih, 

    işin bittiği tarih olarak kabul edilir. 

Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşlerinde Ortak Genel Giderlerin Dağıtımı 

    Yıllara yaygın inşaat ve onarım işi yapan yükümlüler, bu işlerine ait kayıtlarını ayrı bir defterde veya tutmakla yükümlü oldukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermek ve kar-zararlarını ayrı ayrı saptamak zorundadırlar. 

    Hangi işle ilgili olduğu saptanamayan veya bütün işler için yapılan giderler ortak genel gider olarak kabul edilip yapılan işlere dağıtılırlar. 

    Yıl içinde birden fazla inşaat ve onarım işinin birlikte yapılması halinde her yıla ait müşterek genel giderler bu işlere ait harcamaların birbirine olan nispetine göre dağıtılacaktır. 

    Tek veya birden fazla inşaat ve onarım işi diğer işlerle birlikte yapılıyor ise, her yıla ait müşterek genel giderler bu işlere ait harcamalar ile diğer işlere ait satış veya hasılat tutarlarının birbirlerine olan nispeti dahilinde dağıtılacaktır. 

Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşlerinde Amortismanların Dağıtımı 

    Ortak olarak kullanılan makine, tesisat ve ulaştırma araçlarının amortismanları bunların her bir işte kullanıldıkları gün sayısına göre inşaatların maliyetlerine dağıtılır. 

    Amortisman dağıtımında aşağıdaki konulara dikkat edilmelidir: 

  • Mobilya, hesap ve yazı makinesi gibi büro malzemelerinin amortismanı, ortak genel giderlere eklenerek dağıtıma tabi tutulur.
  • Yıl içinde alınan tesisat, makine ve ulaştırma araçlarının satın alındığı tarihten önceki günlere isabet eden amortismanları, yine ortak genel giderlere eklenerek dağıtıma tabi tutulur.
  • Tesisat, makine ve ulaştırma araçlarının kullanılmayıp boş kaldığı günlere isabet eden amortismanları, ortak genel giderlere eklenerek dağıtıma tabi tutulur. Söz konusu araçların kullanılmadığı veya kullanılmasının mümkün olmadığı işlere pay verilmez. 

Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşlerinde Tevkifat Uygulaması 

    Yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinden elde edilen gelirler vergi kesintisine tabi tutulmaktadır. Vergi kesintisi yapmak mecburiyetinde olanlar, yıllara yaygın inşaat ve onarım işini yapanlara (kurumlar dahil) ödedikleri hakediş bedellerinden hakediş sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben (avans olarak ödenenler dahil) %3 nispetinde vergi kesintisi yapmakla yükümlüdürler. 

    Sözleşme yapılırken işin yıl içinde bitmesinin öngörülmesine karşın iş değişik nedenlerle yıl içinde bitmeyip sonraki yıla sarkabilir. Bu durumda yeni sözleşmenin veya sözleşmede değişikliğin yapıldığı ya da işin fiilen yıllara yaygın hale geldiği tarihten sonra yapılan hakediş ödemelerinden vergi kesintisi yapılması gerekir. 

    Diğer taraftan, geçici kabulden sonra kesin kabulü sağlamak üzere yapılan işler nedeniyle alınan hakedişler, biten inşaat işiyle ilgilendirilmeksizin elde edildikleri yılın kar veya zararının tespitinde dikkate alınırlar ve gelir vergisi tevkifatına tabi tutulmazlar. 

    Kesilen bu vergiler verilecek yıllık gelir vergisi beyannamesinde bildirilen kazanç üzerinden hesaplanacak gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilir. Mahsup neticesinde, mükellefe iadesi gereken bir vergi tutarının olması halinde bu tutar, mükellefin talebi doğrultusunda diğer vergi borçlarına mahsup edilir; mükellefin vergi borcunun olmaması halinde ise nakden iade yapılır.

Ticari Kazancın Tespitinde İndirilecek Ve İndirilmeyecek Giderler Nelerdir?

    Gelir, safi tutarları üzerinden vergiye tabi tutulmaktadır. Gelir Vergisi Kanununun 40. maddesine göre, safi tutarı tespit edebilmek için, gayri safi hasılattan indirilebilecek giderler aşağıda sıralanmaktadır. 

a-    Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler,

b-   Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı ve demirbaş olarak verilen giyim eşyası (Resmi ve özel daire ve müesseselerce hizmet erbabına işinicabı olarak verilen ve bunların işten ayrılmaları halinde geri alınan giyim eşyası),

c-    İşle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar,

d-   İşle ilgili ve yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği ile mütenasip seyahat ve ikamet giderleri,

e-    Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri,

f-    İşletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçlar,

g-   Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar,

h-   İşverenlerce, Sendikalar Kanunu hükümlerine göre sendikalara ödenen aidatlar,

i-     İşverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları, (İşverenler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen ve ücretle ilişkilendirilmeksizin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılacak katkı paylarının toplamı, ödemenin yapıldığı ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz. Gerek işverenler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları, gerekse bu Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi kapsamında indirim konusu yapılacak prim ödemelerinin toplam tutarı, ödemenin yapıldığı ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz.)

j-     Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedeli. 

    Yukarıda sayılan giderlere ek olarak, Bağ-Kur primlerinin de sosyal güvenlik mevzuatı uyarınca vergi uygulamasında gider olarak gösterilebileceği hükme bağlandığından, ilgili dönemlere ilişkin olup, ödenmiş olması şartıyla beyan edilen ticari kazançla sınırlı olmak üzere söz konusu primler indirim konusu yapılabilecektir. 

İndirilemeyecek Giderler 

    Ticari kazancın tespitinde aşağıda yazılı ödemeler gider olarak indirilemez; 

a-    Teşebbüs sahibi ile eşinin ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen aldıkları sair değerler, 

b-   Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler, ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar,

c-    Teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için yürütülecek faizler, 

d-   Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarının işletmede cari hesap veya diğer şekillerdeki alacakları üzerinden yürütülecek faizler, 

e-    a, b, c ve d bentlerinde yazılı olan işlemler hariç olmak üzere, teşebbüs sahibinin, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen bedel veya fiyatlar üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması halinde, emsallere uygun bedel veya fiyatlar ile teşebbüs sahibince uygulanmış bedel veya fiyat arasındaki işletme aleyhine oluşan farklar işletmeden çekilmiş sayılır. 

    Teşebbüs sahibinin eşi, üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dahil yansoy ve kayın hısımları ile doğrudan veya dolaylı ortağı bulunduğu şirketler, bu şirketlerin ortakları, bu şirketlerin idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından kontrolü altında bulunan diğer şirketler ilişkili kişi sayılır. 

    Bu bent uygulamasında, imalat ve inşaat, kiralama ve kiraya verme, ödünç para alınması veya verilmesi, ücret, ikramiye ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler, her hâl ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir. 

    İşletmeden çekilmiş sayılan farklar, ilişkili kişi tarafından beyan edilmiş gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesabında dikkate alınmış ise ilişkili kişinin vergilendirme işlemleri buna göre düzeltilir. İlişkili kişiler ve bu kişilerle yapılan işlemler hakkında bu maddede yer almayan hususlar bakımından, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesi hükmü uygulanır. 

f-    Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar, 

g-   Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklâm giderleri, 

h-   Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları, 

i-     Kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’unu aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan kısmı. 

j-     Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri. 

    Yukarıdaki maddelerin uygulanmasında, kollektif şirketlerin ortakları ile adi ve eshamlı komandit şirketlerin komandite ortakları teşebbüs sahibi olarak kabul edilir. 

Diğer Kanunlara Göre İndirilebilecek ve İndirilemeyecek Giderler 

    Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun (II) sayılı tarifesinde yer alan taşıtlar ile bu Kanundaki tarifelerde yer alan taşıtlardan sadece ticari maksatla kullanılan uçak ve helikopterler ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtların vergileri gider yazılabilir. 

    Özel İletişim ve Şans Oyunları Vergilerinin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilmesi mümkün bulunmamaktadır. 

    Katma Değer Vergisi mükellefleri kullanmak üzere satın aldıkları ödeme kaydedici cihazların her biri için % 100’e kadar amortisman oranı seçebilirler. Amortisman ayırma imkanı bulunmayanlar ise alış bedelinin tamamını vergiye tabi kazançlarının tespitinde indirim konusu yapabilirler.

Ticari Kazanca İlişkin İstisnalar Nelerdir?

1-      PTT Acentelerinde Kazanç İstisnası 

    PTT acenteliği faaliyetinden elde edilen kazançlar, gelir vergisinden istisna edilmiştir. Ancak, bu kazanç istisnasının Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesi uyarınca yapılan tevkifata etkisi yoktur. 

2-      Sergi ve Panayır İstisnası 

    Dar mükellefiyete tabi olanların hükümetin izni ile açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları ticari faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar, Türkiye’de başkaca işyeri veya daimi temsilcileri bulunmaması şartıyla gelir vergisinden istisna edilmiştir. 

3-      Serbest Bölgelerde Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna 

    Serbest Bölgeler gümrük hattı dışında sayıldığından, bu bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümleri uygulanmayacaktır. İşletmeci ve kullanıcılar yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulunca belirlenecek vergi dışı teşviklerden yararlandırılabilecektir. 

    5084 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 06.02.2004 tarihinden önce faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin serbest bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetler dolayısıyla elde ettikleri kazançları, faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere; gerek 06.02.2004 tarihinden önce gerekse bu tarihten sonra faaliyet ruhsatı almış olan mükelleflerin serbest bölgelerdeki imalatlarının satışı sonucu elde edilen kazançları ise Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergilendirme döneminin sonuna kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. 

4-      Eğitim ve Öğretim İşletmelerinde Kazanç İstisnası 

    Okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okullarının işletilmesinden elde edilen kazançlar, ilgili Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde beş vergilendirme dönemi gelir vergisinden istisna edilmiştir. İstisna, okulların faaliyete geçtiği vergilendirme döneminden itibaren 5 vergilendirme dönemi için geçerlidir. 

    Kişilerin bilgi düzeyini yükseltmek amacıyla kurulan dershaneler, sosyal kültürel ve mesleki alanda yetenek, bilgi, beceri ve deneyimlerini geliştirmek, boş zamanlarını değerlendirmek ve öğrencileri istedikleri derslere yetiştirmek amacıyla faaliyet gösteren özel öğretim kurumları (Anadolu liselerine ve üniversiteye hazırlık kursları, bilgisayar kursları, dans-bale okulları vb.) ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançlar bu istisna kapsamı dışındadır. 

    Eğitim tesislerinde yer alan büfe, kantin vb. işletilmesi veya kiraya verilmesinden elde edilen kazançlar istisna kapsamı dışındadır. Fakat yemek, yatma ve taşıma bedelleri okul ücretine dahil ise bu faaliyet gelirleri de istisnadan faydalanabilecektir. 

5-      Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Yapılan Faaliyetler Sonucu Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna 

    Teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları faaliyete başlanılan tarihten bağımsız olmak üzere, 31.12.2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. 

6-      Türk Uluslararası Gemi Siciline Kayıtlı Gemilerin İşletilmesinden ve Devrinden Elde Edilecek Kazançlara İlişkin İstisna 

    Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve aynı sicile bir başkası adına tescil edilmek üzere devrinden elde edilen kazançlar, gelir ve kurumlar vergileriyle fonlardan istisnadır. 

    Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların otel veya restoran işletmeciliğinde (yüzer otel veya restoran) kullanılması durumunda bu faaliyet gemi işletmeciliği faaliyeti kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, elde edilen kazançların söz konusu istisnalardan yararlandırılması mümkün değildir. 

7-      Yatırım İndirimi 

    Belirli şartlar altında yapılan yatırım harcamalarının belli bir oranının vergi matrahından indirilmesini sağlayan bir teşvik müessesesi olan “Yatırım İndirimi İstisnası” uygulaması 5479 sayılı Kanunla 01.01.2006 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmış fakat geçiş dönemine ilişkin olarak Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 69. madde ile düzenlemeler yapılmıştır. 

    Ancak, 6009 sayılı Kanunla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 69. maddesinin birinci fıkrasına eklenen “Şu kadar ki, vergi matrahlarının tespitinde yatırım indirimi istisnası olarak indirim konusu yapılacak tutar, ilgili kazancın % 25’ini aşamaz” hükmünün Anayasaya aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına ilişkin istem nedeniyle ilgili hüküm, Anayasa Mahkemesinin 9/2/2012 tarihinde vermiş olduğu Esas No:2010/93 sayılı Kararı ile iptal edilmiş ve gerekçeli iptal kararı Resmi Gazetede yayımlanana kadar yürürlüğü durdurulmuştur. 

    Söz konusu karar neticesinde, ticari kazanç sahiplerinin Gelir Vergisi Kanununun geçici 69. maddesi uyarınca yararlandıkları yatırım indirimi istisnası tutarlarına, ilgili kazancın % 25’ine kadar olmak üzere uygulanan sınırlama hükmü ortadan kalkmış olup, yürürlüğün durdurulmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi Kararı çerçevesinde 2011 ve takip eden vergilendirme dönemlerinde elde edilen ticari kazançlara anılan hüküm çerçevesinde herhangi bir sınırlama olmaksızın yatırım indirimi istisnası uygulanabilecektir.

Önceden Hazırlanmış Kira Beyanname Sistemi Nedir?

    Önceden Hazırlanmış Kira Beyanname Sistemi; kira geliri elde eden mükelleflerin MERNİS, banka, PTT, sigorta şirketleri, tapu gibi kurum ve kuruluşlardan Gelir İdaresi Başkanlığı veri tabanına aktarılan bilgiler kullanılarak, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından beyannamelerin önceden hazırlandığı ve internet ortamında mükelleflerin onayına sunulduğu bir sistemdir. 

    Sistemden sadece kira geliri elde edenler faydalanabilmektedir. Sisteme;

  • İnternet Vergi Dairesi şifresi kullanılarak, (Şifre yoksa, herhangi bir vergi dairesine kimlikle başvurularak ücretsiz olarak alınabilir.) veya
  • Kişiye özel hazırlanmış güvenlik soruları cevaplanarak giriş yapılabilir. 

    Kira geliri yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar da bu sistemden yararlanabilmektedir. Bu bakımdan, vergi dairesinde mükellefiyet kaydı bulunmadığında, internet vergi dairesinde hazırlanan kira beyannamesi elektronik ortamda onaylandığı anda, şahıs adına vergi dairesinde mükellefiyet tesisi ve vergi tahakkuku işlemleri otomatik olarak gerçekleştirilmektedir. Onaylanan kira beyanına ilişkin ödemeler anlaşmalı bankalardan veya tüm vergi dairelerinden yapılabilir. Ayrıca internet bankacılığı kullanılarak da vergi borcu ödenebilir. 

    Sistemi kullanma zorunluluğu bulunmamaktadır. Beyannameler vergi dairesine gidilerek elden veya internet ortamında (E-Beyanname Düzenleme Programı) da verilebilir.

Yıllık Beyannameye Dahil Edilen Gelirlerden Yapılacak İndirimler Nelerdir?

    Yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlere ilişkin indirimler Gelir Vergisi Kanunu ile diğer kanunlarda belirtilmiştir. Gelir vergisi matrahının tespitinde gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden aşağıda belirtilen indirimlerin yapılabilmesi için yıllık beyanname ile bildirilecek bir gelirin bulunması ve yapılacak indirimlerin ilgili mevzuatta belirtilen şartları taşıması gerekmektedir. 

Buna göre indirim konusu yapılabilecek bazı hususlar şunlardır: 

1- Hayat/Şahıs sigorta şirketlerine ödenen primler,

2- Eğitim ve sağlık harcamaları,

3- Bağış ve yardımlar,

4- Sponsorluk harcamaları,

5- Doğal afetler ile ilgili ayni ve nakdi bağışlar,

6- Türkiye Kızılay Derneğine ve Türkiye Yeşilay Cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımlar,

7- Bireysel Katılım Yatırımcısı İndirimi

8- EXPO 2016 Antalya Ajansına yapılan her türlü nakdî ve ayni bağış ve yardımlar,

9- Diğer kanunlara göre tamamı indirilecek bağış ve yardımlar. 

1-      Hayat/Şahıs Sigorta Primleri 

    01/01/2014 tarihinden itibaren elde edilen gelirler için verilecek yıllık gelir vergisi beyannamelerinde, bireysel emeklilik dışında kalan şahıs sigortaları için ödenen primlerin beyan edilen gelirin %15’ine kadar olan kısmı matrahın tespitinde indirim konusu yapılabilecektir. 

    İndirim konusu yapılacak tutarın hesaplamasında beyan edilen gelir olarak, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları düşülmeden önceki tutar esas alınacaktır. 01/01/2014 tarihinden sonra bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları ise indirim konusu yapılmayacaktır. 

    Yıllık beyannamede matrahın tespitinde dikkate alınacak sigorta primleri; 

  • Mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait birikim priminin alındığı hayat sigortalarına ödenen primlerin %50’si ile,
  • Ölüm, kaza, hastalık, sağlık, engellilik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primlerinin %100’ünden oluşmaktadır. 

    İndirim konusu yapılacak primlerin toplamı, beyan edilen gelirin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamayacaktır. (2014 yılı gelirlerine ilişkin olarak kullanılacak olan asgari ücretin yıllık brüt tutarı 13.230,00 TL’dir). 

2-       Eğitim ve Sağlık Harcamaları 

    Aşağıda belirtilen şekilde yapılan eğitim ve sağlık harcamaları beyan edilen gelirin % 10’unu aşmaması şartıyla yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden indirilir. 

  • Eğitim ve sağlık harcamaları Türkiye’de yapılmalıdır.
  • Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmelidir.
  • Söz konusu harcamalar mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olmalıdır. 

    “Küçük çocuk” tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları ifade etmektedir. 

    İndirim konusu yapılacak tutarın hesaplamasında gayrisafi hasılattan giderler düşüldükten, geçmiş yıl zararları ve indirimler düşülmeden önceki safi irat esas alınacaktır. 

3-      Bağış ve Yardımlar 

3.1- Sınırlı İndirilecekler 

    Gelir vergisi mükellefleri, Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler ile kamu yararına çalışan dernekler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara yıllık toplamı beyan edilecek gelirin % 5’ini (kalkınmada öncelikli yöreler kapsamındaki illerde zikredilen kurum/kuruluş, dernek veya vakıflara yapılan bağış ve yardımların yıllık toplamı beyan edilecek gelirin %10’unu) aşmamak üzere, makbuz karşılığında yaptıkları bağış ve yardımları yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerinden indirim konusu yapabilirler. 

3.2- Sınırsız İndirilecekler 

    a) Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanan okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi ile mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethaneler ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımların tamamı beyan edilen gelirden indirilebilecektir. 

    Okul, sağlık tesisi, öğrenci yurdu ve diğer tesisler ile mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılan ibadethane ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin yapımı veya bu tesislerin faaliyetlerine devam edebilmeleri için yapılan bağış ve yardımların (harcamaların) herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın vergi matrahının tespitinde dikkate alınabilmesi için bu bağış ve yardımların genel bütçeye dahil daireler, özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köylere yapılması gerekmektedir. 

    Ayrıca, mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılan ibadethaneler ve/veya Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin inşası veya faaliyetine devam etmesine yönelik yapılan bağış ve yardımların; anılan amaçlarla kurulmuş bulunan vakıf veya derneklere de yapılması mümkündür. 

    b) Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedellerinin tamamı beyan edilecek gelirden indirilebilecektir. 

   c) Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler, kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve bilimsel araştırma faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan ya da Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen veya desteklenmesi uygun görülen çalışmalara ilişkin harcamalar ile bu amaçla yapılan her türlü bağış ve yardımların tamamı beyan edilen gelirden indirim konusu yapılabilecektir. 

4-       Sponsorluk Harcamaları 

    3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının; 

  • Amatör spor dalları için % 100’ü,
  • Profesyonel spor dalları için % 50’si

    yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden indirim konusu yapılabilecektir. 

5-      Doğal Afetler ile İlgili Ayni ve Nakdi Bağışlar 

    Bakanlar Kurulunca yardım kararı alınan doğal afetler dolayısıyla Başbakanlık aracılığıyla makbuz karşılığı yapılan ayni veya nakdi bağışların tamamı indirim konusu yapılabilecektir. 

6-      Türkiye Kızılay Derneğine ve Türkiye Yeşilay Cemiyetine Makbuz Karşılığı Yapılan Nakdi Bağış ve Yardımlar 

    İktisadi işletmeleri hariç, Türkiye Kızılay Derneğine ve Türkiye Yeşilay Cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımların tamamı indirim konusu yapılabilecektir. 

7-      Bireysel Katılım Yatırımcısı İndirimi 

    31/12/2017 tarihine kadar, 9/12/1994 tarihli ve 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamına giren bireysel katılım yatırımcısı tam mükellef gerçek kişiler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra iktisap ettikleri tam mükellef anonim şirketlere ait iştirak hisselerini en az iki tam yıl elde tutmaları şartıyla, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümlerine göre hesapladıkları hisselerin tutarlarının %75’ini yıllık beyannamelerine konu kazanç ve iratlarından hisselerin iktisap edildiği dönemde indirebilirler. 

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenen araştırma, geliştirme ve yenilikçilik programları kapsamında projesi son beş yıl içinde desteklenmiş kurumlara iştirak sağlayan bireysel katılım yatırımcıları için bu oran %100 olarak uygulanır. 

8-      EXPO 2016 Antalya Ajansına Yapılan Her Türlü Nakdî ve Ayni Bağış ve Yardımlar 

    EXPO 2016 Antalya Ajansına yapılan her türlü nakdî ve ayni bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamı indirim konusu yapılabilecektir. 

9-      Diğer Kanunlara Göre Tamamı İndirilecek Bağış ve Yardımlar 

    Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununa, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun Kuruluşu Hakkındaki Kanuna, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununa, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanununa, Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı Kanununa, Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Kanununa ve İlköğretim ve Eğitim Kanununa göre yapılan ayni/nakdi bağışların ve yardımların tamamı indirilebilecektir. 

    Bağış ve yardımın nakden yapılmaması halinde, bağışlanan veya yardımın konusunu teşkil eden mal veya hakkın varsa mukayyet değeri, yoksa Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre Takdir Komisyonunca tespit edilecek değeri esas alınır.

Mesken Kira Gelirlerinde İstisna Uygulaması Nasıldır?

Konut kira geliri elde eden kişilerin, yıllık olarak tespit edilen istisna tutarının (2014 yılı için istisna tutarı 3.300 TL) altında kira geliri elde etmeleri halinde vergi dairesinde mükellefiyet kaydı açtırmasına ve beyanname vermesine gerek bulunmamaktadır.

    Örnek: Bay (B), 2014 yılında meskenini aylık 250 TL’den kiraya vermiş ve yıllık 3.000 TL kira geliri elde etmiştir. Bu durumda elde edilen hasılat mesken istisna tutarı olan 3.300 TL’nin altında olduğundan beyan edilmeyecektir.

    İstisna tutarının üzerinde konut kira geliri elde edilmesi halinde ise yıllık beyanname ile beyan edilen kira gelirinden istisna tutarının düşülmesi gerekmektedir.

    Mesken istisnası uygulaması sadece konut olarak kiraya verilen gayrimenkullerden elde edilen gelirler için söz konusudur. 2014 yılında 3.300-TL’nin altında mesken kira geliri olanlar yıllık beyanname vermeyecektir.

    Örneğin, konut ve işyeri kira gelirinin birlikte elde edilip beyan edilmesi halinde, istisna sadece konut kira gelirine uygulanır. İşyeri kira gelirine istisna uygulanmaz.

   Kira gelirinin yanında ticari, zirai veya mesleki kazancını beyan etmek zorunda olanlar ile istisna haddinin üzerinde hasılat elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin üçüncü diliminde ücret gelirleri için yer alan tutarı (2014 yılı için 97.000 TL) aşanlar, 3.300 TL’lik istisnadan yararlanamazlar.

Örneğin, Bay (A), 2014 yılında, konut olarak kiraya verdiği gayrimenkulünden 6.000 TL kira geliri, tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş 15.000 TL işyeri kira geliri ve 75.000 TL ücret geliri elde etmiştir.

Bay (A)’nın elde etiği kira geliri için istisna uygulanıp uygulanmayacağı, 2014 yılı içerisinde elde ettiği gelir toplamının 97.000 TL’yi aşıp aşmadığına bakılarak tespit olunacaktır.

Elde edilen gelir toplamının (6.000 + 15.000 + 77.000 = 98.000 TL) 2014 yılı bakımından belirlenen tutarı (97.000 TL) aşması nedeniyle, 6.000 TL’lik konut kira gelirine ilişkin olarak 3.300 TL’lik istisnadan faydalanması mümkün olmayacaktır.

    Bir konuta birden fazla kişinin ortak olması halinde, bu konuttan elde edilen kira gelirlerinin vergilendirilmesinde, her bir ortak için (2014 yılı için) 3.300-TL’lik istisna ayrı ayrı uygulanacaktır.
    Mirasın paylaşılmamış olması halinde, her bir mirasçı istisnadan ayrı ayrı yararlanacaktır.
    Bir mükellefin birden fazla konuttan kira geliri elde etmesi halinde, istisna kira gelirleri toplamına bir defa uygulanacaktır.

Kira Ödemelerinde Vergi Kesintisi Nasıl Yapılmaktadır?

    Gayrimenkul sermaye iradına konu olan mal ve hakları kiralayan Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşlar, kira ödemeleri üzerinden gelir vergisi kesintisi (tevkifat) yapmak zorundadırlar. 

    Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşlar aşağıdaki gibidir. 

1-        Kamu idare ve müesseseleri,

2-        İktisadî kamu müesseseleri,

3-        Sair kurumlar,

4-        Ticaret şirketleri,

5-        İş ortaklıkları,

6-        Dernekler,

7-        Vakıflar,

8-        Dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri,

9-        Kooperatifler,

10-    Yatırım fonu yönetenler,

11-    Gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı,

12-    Zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler 

    Kiracı olan bu kişi ve kuruluşlar, yaptıkları kira ödemelerinin brüt tutarı üzerinden % 20 oranında gelir vergisi kesintisi yapmak zorundadırlar.

    Bu vergi kesintisi, gelecek aylara veya yıllara ait olmak üzere peşin ödenen kira bedeli üzerinden de yapılacaktır. Örneğin; 3 aylık veya 1 yıllık işyeri kirası peşin tahsil edildiğinde, bu durumda peşin tahsil edilen kiranın tamamı vergi kesintisine tabi tutulacaktır. 

    Kiracı, basit usulde vergilemeye tabi bir mükellef ise, vergi kesintisi yapma yükümlülüğü bulunmadığından, kira ödemesi üzerinden vergi kesintisi yapmayacaktır. 

    Kiraya verilen gayrimenkulün hem konut hem de işyeri olarak kullanılması halinde ise; kiralanan yerin tamamı veya bir kısmı işyeri olarak kullanıldığı sürece, kira bedelinin tamamı vergi kesintisine tabi olacaktır.

Kira Gelirinin Tespitinde İndirilecek Giderler Nelerdir?

Kira gelirinin vergilendirilmesinde, elde edilen gelirin safi tutarı iki farklı şekilde tespit edilebilmektedir.

    Götürü Gider Yöntemi (Hakları kiraya verenler hariç)
    Gerçek Gider Yöntemi

    Götürü veya gerçek gider yönteminin seçimi, taşınmaz malların tümü için yapılır. Bunlardan bir kısmı için gerçek gider, diğer kısmı için götürü gider yöntemi seçilemez. Götürü gider yöntemini seçen mükellefler, iki yıl geçmedikçe gerçek gider yöntemine dönemezler.

Götürü Gider Yönteminde Gider İndirimi

    Götürü gider yöntemini seçen mükellefler, kira gelirlerinden istisna tutarını düştükten sonra kalan tutarın % 25’i oranındaki götürü gideri gerçek giderlere karşılık olmak üzere indirebilirler. Hakları kiraya verenler, götürü gider yöntemini uygulayamazlar. (Örnek olarak, işyeri kira geliri ile birlikte hak kira geliri de elde eden mükellefler, verecekleri gelir vergisi beyannamelerinde hak kira geliri yer aldığından dolayı gerçek gider yöntemini seçmek zorundadırlar.)

    Götürü gider yöntemini seçen mükellefler, % 25 oranında götürü gideri indirebileceklerdir.

Gerçek Gider Yönteminde İndirilecek Giderler

    Gerçek gider yönteminin seçilmesi durumunda, brüt kira geliri tutarından aşağıdaki giderlerin gerçek tutarları indirilebilir.

    Kiraya veren tarafından kiraya verilen gayrimenkul için ödenen aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri,
    Kiraya verilen malların idaresi için yapılan ve gayrimenkulün önemi ile orantılı olan idare giderleri,
    Kiraya verilen mal ve haklara ait sigorta giderleri,
    Kiraya verilen mal ve haklar dolayısıyla yapılan ve bunlara harcanan borçların faiz giderleri,
    Konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkulün iktisap yılından itibaren 5 yıl süre ile iktisap bedelinin % 5’i (İktisap bedelinin % 5’i tutarındaki bu indirim, sadece ilgili gayrimenkule ait hasılata uygulanacak, indirilmeyen kısım gider fazlalığı sayılmayacaktır.) İktisap bedelinin % 5’i tutarındaki bu indirim, sadece konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkul için uygulanacaktır. İşyeri olarak kiraya verilen gayrimenkuller % 5’lik gider indiriminden yararlanamayacaktır.
    Kiraya verilen mal ve haklar için ödenen vergi, resim, harç ve şerefiyelerle kiraya veren tarafından belediyelere ödenen harcamalara katılma payları,
    Amortismanlar,
    Kiraya veren tarafından kiraya verilen gayrimenkul için yapılan onarım giderleri ile bakım ve idame giderleri,
    Kira ile tuttukları mal ve hakları kiraya verenlerin ödedikleri kiralar ve diğer gerçek giderler,
    Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konut veya lojmanların kira bedeli, (İndirilmeyen kısım gider fazlalığı sayılmayacaktır.) Türkiye’de yerleşik olmayan mükelleflerin (Çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla bir süredir yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları dahil), yabancı ülkelerde ödedikleri kira bedelleri Türkiye’de elde edilen kira gelirinden gider olarak indirim konusu yapılamaz.
    Kiraya verilen mal ve haklarla ilgili olarak sözleşmeye, kanuna veya ilama istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar.

    Gerçek gider yöntemini seçen mükelleflerin, yaptıkları giderlerle ilgili belgeleri ilgili bulundukları yılı takip eden yıldan başlayarak 5 yıl süresince saklamaları ve vergi dairesince istendiğinde ibraz etmeleri gerekmektedir.

Gerçek Gider Yönteminde İstisnadan Yararlanılması Halinde İndirilecek Giderin Hesaplanması

    Gerçek gider yönteminin seçilmesi ve konut kira gelirlerine uygulanan istisnadan yararlanılması durumunda, gerçek gider tutarının istisnaya isabet eden kısmı, gayri safi hasılattan indirilemeyecektir.

    Vergiye tabi hasılata isabet eden indirilebilecek gider kısmı aşağıdaki formül kullanılarak hesaplanabilir.

    İndirilebilecek Gider = Toplam Gider x Vergiye Tabi Hasılat / Toplam Hasılat

    () Vergiye Tabi Hasılat = Toplam Hasılat - Konut Kira Geliri İstisnası

    Örnek: Bay (B), sahibi olduğu konutu 2013 yılında kiraya vermiş olup, 18.000 TL kira geliri elde etmiştir. Başka geliri bulunmayan mükellef gayrimenkulü ile ilgili olarak, 4.500 TL harcama yapmış olup, gerçek gider yöntemini seçmiştir.

    Mükellefin gerçek gider olarak indirebileceği tutar, 4.500 TL tutarındaki toplam giderin vergiye tabi hasılata isabet eden kısmı kadar olacaktır.

    Vergiye Tabi Hasılat = 18.000 – 3.300 = 14.700 TL

    İndirilebilecek Gider = (4.500 x 14.700) / 18.000 = 3.675 TL

 

Zarar Doğması Hali

    Gayrimenkul sermaye iradına konu olan sermayenin kendisinde meydana gelen eksilmeler zarar sayılmaz ve iradın gayri safi miktarının tespitinde gider olarak kabul edilmezler.

    Gayrimenkul sermaye iradının safi tutarının hesabında giderlerin fazlalığı dolayısıyla doğan zararlar, beş yılı geçmemek üzere gelecek yıllarda elde edilen kira gelirlerinden gider olarak düşülebilir.

    Bu durumun iki istisnası vardır:

    Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konut veya lojmanların kira bedellerini indirim konusu yapmaları durumunda bir zarar doğması halinde, bu zararın gelecek yıllarda elde edilen gayrimenkul sermaye iradından indirim konusu yapılması söz konusu değildir.
    Konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkule ait hasılattan indirim konusu yapılan iktisap bedelinin % 5’i oranındaki tutarın indirilemeyen kısmı gider fazlalığı olarak dikkate alınamaz.

Kira Gelirine Konu Mal Ve Haklar Nelerdir?

Kira gelirine konu mal ve haklar, Gelir Vergisi Kanununun 70. maddesinde sayılmıştır.

Bunlar;

Arazi, bina, maden suları, memba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatı,

Voli mahalleri ve dalyanlar,

Gayrimenkullerin, ayrı olarak kiraya verilen mütemmim cüzileri ve teferruatı ile bilumum tesisatı, demirbaş eşyası ve döşemeleri,
    Gayrimenkul olarak tescil edilen haklar,
    Arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, ihtira beratı, alametifarika, marka, ticaret unvanı, her türlü teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi haklar,
    Telif hakları,
    Gemi ve gemi payları ile bilumum motorlu tahmil ve tahliye vasıtaları,
    Motorlu nakil ve cer vasıtaları, her türlü motorlu araç, makine ve tesisat ile bunların eklentileri

olarak ifade edilmektedir.

    Yukarıda yazılı mallar ve haklar, ticarî veya zirai bir işletmeye dahil bulunduğu takdirde bunların iratları ticarî veya zirai kazancın tespitine ilişkin hükümlere göre hesaplanır.

    Tüccarlara ait olsa dahi, işletmeye dahil bulunmayan gayrimenkullerle hakların kiraya verilmesinden elde edilen gelir de gayrimenkul sermaye iradı kabul edilir.

Kira Gelirlerinde Elde Etme Nasıl Gerçekleşir?

 

    Kira gelirinde gelirin elde edilmesi, tahsil esasına bağlanmıştır. Tahsil esasına göre kira gelirinin vergilendirilmesi için nakden veya ayni olarak tahsil edilmiş olması gerekmektedir.

Kira Bedelinin Nakden Tahsil Edilmesi

    Kira bedelinin nakden tahsil edilmesi, kiranın Türk parası veya yabancı para ile ödenmesini ifade eder. Alınan çek bedelleri de nakden tahsilat sayılır.

    Mükellefler tarafından o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak tahsil edilen kirabedelleri, tahsil edildiği yılın hasılatı sayılır.

    Örneğin; 2011, 2012 ve 2013 yılları kira gelirleri topluca 2014 yılında tahsil edilirse, 2014 yılının geliri olarak dikkate alınacaktır.

    Gelecek yıllara ait olup, peşin tahsil edilen kira bedelleri, ödemenin yapıldığı yılın değil, gelirin ilgili olduğu yılın hasılatı olarak kabul edilir.

    Örneğin; 2014, 2015 ve 2016 yılları kira gelirleri topluca 2014 yılında tahsil edilirse, her yıla ait kira bedeli ilgili yılda beyan edilecektir.

    Döviz cinsinden kiraya verme işlemlerinde tahsilatın yapıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınarak gayri safi hasılat belirlenir.

Kira Bedelinin Ayni Olarak Tahsil Edilmesi

    Kiranın ayni olarak alınması halinde, tahsil edilen kiralar Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre emsal bedeli ile paraya çevrilir.

Kira Geliri Nasıl Beyan Edilir?

Beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan mükelleflerden;

    Bir takvim yılı içinde elde ettiği konut kira geliri, istisna tutarını (2014 yılı için 3.300 TL) aşanlar,
    İşyeri kira gelirleri üzerinden vergi kesintisi yapılanlardan, kira gelirlerinin brüt tutarı beyanname verme sınırını (2014 yılı için 27.000 TL) aşanlar, (Beyanname verme sınırı olan 27.000 TL’nin aşılıp aşılmadığının tespitinde, gelir vergisi kesintisine tabi brüt kira gelirleri ile konut kira gelirinin gelir vergisinden istisna edilen tutarı aşan kısmı birlikte dikkate alınacaktır.)
    Bir takvim yılı içinde mal ve hakların kiralanmasından elde edilen gelirlerden kesinti ve istisna uygulamasına konu olmayan ve tutarı beyanname verme sınırını (2014 yılı için 1.400 TL) aşanlar,

yıllık beyanname vereceklerdir.

    Vergi kesintisine ve istisna uygulamasına konu olmayan kira gelirlerinin beyanında (Örneğin, basit usuldeki mükellefe kiraya verilen işyerinden elde edilen kira gelirlerinde olduğu gibi), 1.400 TL’lik tutar bir istisna olmayıp, beyanname verme sınırıdır. Bu tutarı aşan bir işyeri kira geliri olduğunda tamamı beyan edilecektir.

    Aile bireylerinin her birinin sahip oldukları mal ve haklardan elde ettikleri kira gelirleri için kendi adlarına ayrı ayrı beyanname vermeleri gerekmektedir. Beyanname, geliri elde eden aile bireyi adına düzenlenerek imzalanacaktır. Küçük ve kısıtlıların mükellef olması durumunda bunlar adına verilecek olan yıllık gelir vergisi beyannamesi veli, vasi veya kayyum tarafından imzalanır.

    Mal ve haklara hisseli olarak sahip olunması halinde, her ortağın sadece kendi hissesine karşılık gelen kira gelirlerini beyan etmesi gerekmektedir.

Kira Bedelinin Hiç Olmaması Veya Düşük Olması Durumunda Kira Geliri Nasıl Vergilendirilir?

 

    Kira bedelinin hiç olmaması veya düşük olması halinde, “emsal kira bedeli” esas alınır. Buna göre;

    Gayrimenkulün bedelsiz olarak başkalarının kullanımına bırakılması,
    Kiraya verilen gayrimenkulün kira bedelinin emsal kira bedelinden düşük

    Olması hallerinde emsal kira bedeli esası uygulanacaktır.

    Kiraya verilen bina ve arazilerde emsal kira bedeli, varsa yetkili özel makamlarca veya mahkemelerce saptanmış kira bedelidir.

    Bina ya da arazi için kira takdiri veya tespiti yapılmamışsa emsal kira bedeli, emlak vergisi değerinin % 5’idir.

    Bina veya arazi dışında kalan mal ve haklarda emsal kira bedeli, bunların maliyet bedelinin %10’udur. Bu bedel bilinmiyorsa, Vergi Usul Kanununun servetlerin değerlemesi hakkındaki hükümlerine göre belli edilen değerlerinin % 10’udur.

Örnek: Bayan (A), 2014 yılında emlak vergisi değeri 300.000 TL olan bir apartman dairesini bedelsiz olarak arkadaşının kullanımına bırakmıştır. Bu durumda, mükellefin kira geliri elde etmediği halde, emsal kira bedeli hesaplaması ve bulunacak tutar kadar kira geliri elde etmiş sayılması gerekmektedir.

Emsal Kira Bedeli: 300.000 x %5 = 15.000 TL olacaktır. Bu tutar, beyan edilmesi gereken gelir olarak dikkate alınacaktır.

Aşağıda belirtilen hallerde ise emsal kira bedeli esası uygulanmaz;

    Boş kalan gayrimenkullerin korunması amacıyla bedelsiz olarak başkalarının ikametine bırakılması,
    Binaların mal sahiplerinin çocuklarının, anne ve babalarının veya kardeşlerinin ikametine tahsis edilmesi, (Ancak, bu kimselerin her birinin ikametine birden fazla konut tahsis edilmişse bu konutların yalnız birisi için emsal kira bedeli hesaplanmaz. Örnek olarak, mal sahibi baba, çocuğunun ikametine iki adet gayrimenkul tahsis etmişse sadece bir adet gayrimenkul için emsal kira bedeli hesaplanmayıp diğeri için emsal kira bedeli hesaplanacaktır.)
    Mal sahibi ile birlikte akrabaların da aynı evde veya dairede ikamet etmesi,
    Genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan kiralamalar.

 

İvazsız Hisse Devri ve Nevi Değişikliğinin Değer Artış Kazancına Etkisi Var mıdır?

193 sayılı Gelir Vergi kanununun mükerrer 80/1. maddesine göre; İvazsız olarak iktisap edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri hariç, menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar değer artış kazancıdır.

    Bu maddeyle, gerçek kişilere ait anonim şirket hissesi geçici ilmühaber çıkarılmak kaydıyla iki tam yıl geçtikten sonra devredilirse, devirden doğan kazanç vergilendirilmez.

    Adı geçen kanunun mükerrer 80/4. maddesinde ise ortaklık haklarının veya hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların değer artış kazancı olduğu hüküm altına alınmıştır.

    Bu maddeyle de gerçek kişilere ait limited şirket hissesi devredilmesi halinde, süreye bakılmaksızın, devirden doğan kazanç değer artış kazancı olarak beyan edilecektir.

   Uygulamada, limited şirketler hisse devri yapmadan evvel GVK’nın tanıdığı vergisel avantajdan faydalanmak için nevi değişikliğine gitmekte ve anonim şirket haline dönüştükten sonra ilgili hisse devirlerini yapmaktadırlar. Bu durumda; hisse senetlerinin iki yıllık elde tutulma süresi, limited şirket payına ilk iktisap edilen gün itibariyle başlayacağı için süre sıkıntısı yaşanmayacak ve değer artış kazancı söz konusu olmayacaktır.

   Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, limited şirket hissesi, ivazsız bir şekilde elde edilmiş ise (miras yoluyla) hisse senetlerinin iki yıl elde tutulma süresi, ivazsız devrin yapıldığı (kararın tescil tarihi) tarihten itibaren başlayacaktır. Gelir İdaresi Başkanlığı verdiği birçok özelgede limited şirketlerde hisse senetlerinin ilk iktisap tarihi olarak, ortakların limited şirketin sermayesine iştirak ettikleri tarihi dikkate alınması gerektiği yönde görüş bildirmiştir.

Somut bir örnek vermek gerekirse,

01.01.2010 Limited Şirket Kuruluş Tarihi

01.01.2011 İvazsız Hisse Devrinin Tescil Günü

01.01.2012 Nevi Değişikliği (A.Ş. Dönüşüm)

01.03.2012 Hisse Devri

    Hisse senetlerinin iki yıl elde tutulma süresi, şirketin kuruluş tarihinden itibaren başlamış olsaydı vergisel avantajdan faydalanmak mümkün olacaktı. Ancak iki yıllık süre 01.01.2011 tarihinden (ivazsız intikal tarihinden) itibaren başladığı için söz konusu hisse devrinden elde edilen kazanç değer artış kazancı olarak vergiye tabi tutulacaktır.

Sedat ÖCALAN

Elektrik Dağıtım Şirketlerinde Gelir ve KDV hangi dönemde beyan edilmelidir?

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun;

-1/1 inci maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu,

- 2/3 üncü maddesinde; su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri şekillerdeki dağıtımların da mal teslimi niteliğinde olduğu,

-10 uncu maddesinin (g) bendinde vergiyi doğurun olayın, su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri enerji dağıtım veya kullanımlarında bunların bedellerinin tahakkuk ettirilmesi anında meydana geleceği

belirtilmektedir.

Bu hükümler çerçevesinde, elektriğin aylık bazda satışı ve tedarikinde gelir veya gider mahiyet ve tutar itibariyle ay sonunda kesinleşmiş olduğundan, elektrik satışı ve tedarikinden doğan gelir ve giderin de ay sonu itibarıyla tahakkuk ettiğinin kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla elektrik satışından doğan gelirin tahakkuk tarihi itibarıyla ilgili geçici vergi ve takvim yılı hesap dönemlerinde kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. KDV açısından ise, tahakkuk tarihi itibariyle vergiyi doğuran olay gerçekleşeceğinden, tahakkuk tutarları üzerinden hesaplanan KDV de ilgili dönemde beyan edilecektir.

Ayrıca, gelirin tahakkuk tarihi olan ay sonundan itibaren yedi gün içinde fatura düzenlenmesi gerektiği tabiidir.

07.01.2015-Fatih AYDIN

İndirilemeyen Giderlerde Küçük Çocuk kavramından ne anlaşılmalıdır?

GVK’nın 41/2. maddesi hükmüne göre, “Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler, ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar” gider olarak dikkate alınamaz.

Madde hükmünde küçük çocuk kavramının kullanılmış olması dikkat çekmektedir. “Küçük çocuk” kavramı 18 yaşını geçmemiş olanları ifade etmekte olup, tahsillerine devam etseler bile bu yaşı geçenler küçük sayılmazlar.

Ayrıca Gelir Vergisi Kanunu 3 nolu sirkülerde Küçük çocuk tabirinden, 18 yaşını doldurmamış ve mükellef tarafından bakmakla yükümlü olunan (nafaka suretiyle bakılanlar dahil) kişilerin anlaşılması gerektiği açıklanmıştır.

Bu durumda, 18 yaşından büyük çocuklara ödenen ücretler, aylıklar, ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebilir.

07.01.2015-Fatih AYDIN

Faturanın şekil şartları ve Sevk İrsaliyesi ilişkisini genel olarak tanımlayınız

VUK 230 maddesi gereğince faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunur:

1. Faturanın düzenlenme tarihi, seri ve sıra numarası;

2. Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası;

3. Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası;

4. Malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı;

5. Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının, taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.)

Malın, bir mükellefin birden çok iş yerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir komisyoncu veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de, malın gönderen tarafından sevk irsaliyesine bağlanması gereklidir. Bu bentte yazılı irsaliyeler hakkında fiyat ve bedel ile ilgili bilgiler hariç olmak üzere, bu madde hükmü ile 231 inci madde hükmü uygulanır. İrsaliyelerde malın nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir.

 

Şu kadar ki nihai tüketicilerin tüketim amacıyla perakende olarak satın aldıkları malları kendilerinin taşıması veya taşıttırması halinde bu mallara ait fatura veya perakende satış fişinin bulunması şartıyla sevk irsaliyesi aranmaz.

 

Görüleceği üzere, fatura üzerinde sipariş formu bilgilerinin bulunması zorunlu değildir. E-Fatura düzenlenirken de aynen matbu fatura gibi uygulama yapılacaktır.

 

06.01.2015-Fatih AYDIN

Bireysel Emeklilik Sistemi ve Şahıs Sigortalarında Vergilendirme ölçütleri genel olarak nelerdir?

 

-Bireysel Emeklilik sistemine ödenen primlerin sadece ‘’personel adına işveren tarafından ödenen kısmı’’ gider yazılabilir. Personelin çocukları ve eşi için ödenen BES primleri gider yazılamaz.

-Personel adına ödenen BES primlerinin tamamı gider yazılabilir. Ancak personelin aylık ücretinin %15 kısmını ve yıllık asgari ücretin toplamını aşan prim tutarı olursa, aşan kısım personelin bordrosuna ilave edilerek ücretin tabi olduğu tüm kesintilere tabi tutulur. Burada hesaplama yapılırken prim tutarının netten brüte çevrilmesi gerekmektedir.

-İşçinin kendisi adına bizzat ödeyerek makbuzunu işverene ibraz ettiği BES prim ödemeleri ise hiçbir surette işveren tarafından dikkate alınmayacaktır. Diğer bir ifade ile gider yazılamayacaktır.

-Hayat Sigortası ve diğer şahıs sigortalarında ise personelin kendisi, çocukları ve eşi için ödenen primler ‘’personelin ücretine ilave edilerek vergilendirilmesi şartı ile’’ ücret gideri olarak yazılabilir.

-Eğer personelin kendisi hayat veya şahıs sigortası ödüyor ve ödeme makbuzunu işverene getiriyor ise birikimli hayat sigortasında ödenen tutarın %50 kısmı, şahıs sigortalarında ve birikimsiz hayat sigortasında tamamı Gelir Vergisi matrahından düşülebilir. Ancak matrahtan düşülen tutarlar, işçinin aylık brüt ücretinin %15 kısmını veya brüt asgari ücretin yıllık toplamını aşamayacaktır.

Tasdiki mecburi olan defterler tasdik ettirilmezse vergi mevzuatı çerçevesinde ne gibi cezai müeyyidelerle karşılaşırız?

Cevap:

Karşılaşılabilecek cezai müeyyideler şunlardır.

Birincisi; Vergi Usul Kanunu(VUK)’nun 352. Maddesi gereğince I.Derece Usulsüzlük Cezasıdır.(sermaye şirketleri 2014 yılı için 110 TL) Defterlerin tasdik ettirilmemesi fiili aynı zamanda re’sen takdir de gerektirdiğinden anılan usulsüzlük cezası iki kat uygulanır.

İkincisi; VUK’nun Md.30/3 gereğince re’sen takdir sebebidir. Yani defterlerini tasdik ettirmeyen mükelleflerin beyan edecekleri matrahlar resen tarh edilir.

Üçüncüsü; kdv indirimlerinin red edilmesidir. Yasal defterlerini tasdik ettirmeyen mükellefler için mevzuattaki düzenlemeler ve vergi idaresinin uygulamasına göre KDV indirimlerinin kabul edilmesi mümkün değildir. Aksi yönde mahkeme kararları mevcuttur. Öte yandan, verilen bazı muktezalarda(Örn:16.02.2012 tarih ve B.07.4.DEF.0.17.10.00-KDV-2010-02-15 sayılı özelge) ilke olarak tasdiksiz belgeler yer alan KDV indiriminin mümkün olmadığı belirtilmekle beraber yapılacak incelemede ya da dönem matrahının takdiri sırasında tasdik ettirilmemiş defterlere kaydedilen belgelerin gerçek olduklarına kanaat getirilmesi ve bu verginin satıcı tarafından beyan edildiğinin tespit edilmiş olması kaydıyla bu belgelerdeki KDV nin  indirim konusu yapılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

 

Tasdiki mecburi olan defterlerden herhangi birinin tasdik muamelesinin, tasdik süresinin sonundan başlayarak 1 ay içinde yaptırılmış olması durumunda karşılaşılacak müeyyide nedir?

Cevap: Tasdike tabi olan defterler Vergi Usul Kanunu’nun 220. Maddesinde sayılmıştır. Bu defterlerin tasdik zamanları da aynı Kanunun 221. ve 222. Maddelerinde belirtilmiştir. Bu defterlerden herhangi birinin tasdik muamelesinin, tasdik süresinin sonundan başlayarak 1 ay içinde yaptırılmış olması durumunda karşılaşılacak müeyyide sadece Vergi Usul Kanunu’nun 352. Maddesi gereğince II. Derece Usulsüzlüktür. Bunun tutarı da(Sermaye Şirketleri) 2014 yılı için 60.-TL’dir.

Senelik olarak düzenlenen sigorta poliçelerinden elde edilen gelirler, sigorta şirketleri ve sigorta acenteleri açısından ne şekilde gelir olarak kaydedilecektir.

Bu hususta öncelikle kazancın nedenini tespit etmekte fayda vardır. Sigorta hizmetini sigorta şirketi vermektedir. Sigorta şirketi sigorta hizmetini poliçe süresince verdiğinden gelirlerini ay bazında dikkate alması gerekmektedir. Çünkü hizmeti ay bazında vermektedir. Sigorta acentesi ise poliçe düzenlenmesine aracılık etmektedir. Sigorta acenteleri poliçe düzenlemekle birlikte hizmeti gerçekleştirmiş olurlar. Dolayısıyla sigorta acentelerinin poliçe düzenleyerek elde ettikleri gelirleri tek seferde gelir olarak yazması daha doğru olacaktır.

Kat irtifaklı gayrimenkullerin tapuda yapılan devir ve iktisaplarında tapu harcının matrahı ne olacaktır?

492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 63. Maddesinin 3.fıkrasında; kat irtifaklı gayrimenkullerin devir ve iktisaplarında harcın devir ve iktisap bedelinin tamamı üzerinden hesaplanacağı hükmedildiğinden kat irtifakı tapuları alıcı tarafa devredilirken tapu harcının matrahı arsanın emlak vergisi değeri olmayacak, kat irtifaklı gayrimenkulün devir ve iktisap bedeli olacaktır.

Tamamen işiyle ilgili yabancı dile ihtiyacı olan personele sağlanan ingilizce eğitimi giderleri direkt gider olarak dikkate alınabilir mi?

Şirketlerde tamamen işiyle alakalı yabancı dile ihtiyacı olan çalışanlara sağlanan ingilizce eğitimi giderlerinin ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olduğu aşikardır. Ancak bu hizmetten doğrudan çalışanların fayda sağladığı da bir gerçektir. Çalışanlar için katlanılan eğitim masrafları ücret matrahının tespitinde istisna olarak öngörülmemiştir. Sonuç olarak şirketler İngilizce eğitimi veren firmalardan gelen faturalarda yer alan KDV dahil tutarları net ücret olarak düşünüp stopajla ilgili yükümlülükleri yerine getirdikten sonra bu giderleri ücret gideri olarak matrahtan indirebileceklerdir.

Vakıf üniversitelerine makbuz karşılığı yapılacak bağışlar gelir veya kurumlar vergisi matrahından indirilebilir mi?

04.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun 56 ncı maddesinin (b)fıkrasında “Gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri tarafından üniversitelere ve yüksek teknoloji enstitülerine makbuz karşılığında yapılacak bağışlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden ve kurum kazancından indirilir.” hükmü yer almaktadır.

    2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun Ek 7 nci maddesinde, vakıflarca kurulacak yüksek öğretim kurumlarının, aynı Kanunun 56 ncı maddesinde yer alan mali kolaylıklardan, muafiyetlerden ve istisnalardan aynen istifade edeceği belirtilmiştir.

    Dolayısıyla ister devlet ister vakıf üniversitesi olsun üniversitelere makbuz karşılığında yapılacak bağışlar(ayni veya nakdi) yıllık beyanname ile bildirilecek kurum kazancından indirilir. İlgili yıldaki kurum kazancı bulunmaması durumunda yapılan bağış tutarı sonraki yıl kazancından mahsup edilmez. Yapılan bağış tutarı, ticari kar tespit edilirken gider olarak dikkate alınacak daha sonra beyanname üzerinde Kanunen Kabul Edilmeyen Gidere ilave edilecek ve kurum kazancı varsa bu kazançtan diğer indirimler adı altında indirilecektir. Kurum kazancı bağış tutarından az ise indirim konusu yapamadığımız bağış tutarı sonraki yıla devredilememektedir.